Ege Postası
Geri

Özel açıkladı... Yargıtay’ın tedbiri kaldırması durumunda YENİ Parti ne yapacak?

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Siyaseten baktığımızda şu mantıktayım: Emevi ordusunu İberya Krallığı'na çıkaran Komutan Tarık'ın ‘Arkamızda düşman gibi bir deniz. Karşımızda deniz kadar çok düşman var. Yaktım gemileri kazanmak zorundayız.’ Gemileri yakmadan ve kazanmaya mecbur olmadan siyasette yol yürünmez. O yüzden YENİ Parti, kafası arkada ileri doğru koşmayacak. Aklı bir yere takılmış olarak kalmayacak. Erken bir Yargıtay kararı, o zaman YENİ Parti kuruluşunu kesinlikle durdurmaz. Çünkü Türkiye siyasetinin YENİ Parti’ye, hatta ve hatta şu anda seçime girme yeterliliği olan, bir baskın seçim durumunda bir kardeş partiye ihtiyacı var. Bu iki hazırlığımız sürüyor." dedi.
Özel açıkladı... Yargıtay’ın tedbiri kaldırması durumunda YENİ Parti ne yapacak?
Haberler / Politika
27 Temmuz 2026 Pazartesi 23:25
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’nin canlı yayın konuğu oldu. YENİ Parti’nin hedefi, parti kuruluş çalışmaları ve gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Özel, cumartesi günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla düzenlenen üye katılım törenine figüranların taşındığı haberinin sorulması üzerine, şunları söyledi:

“GAZETECİLİK BAŞARISIDIR”

“Ben artık CHP’nin meselelerine girecek, onları eleştirecek falan değilim. Zaten eleştiriyi, kamu adına önce olayı ortaya çıkaran gazeteci arkadaşımız, sizler, sonra da kamuoyu yaptı yapacağı kadar. Bizim konumuz değil. Orada benim konum olan şey muhabir arkadaşımıza olay ortaya çıktığında ki önemli bir gazetecilik başarısı olduğunu hepiniz ifade ediyorsunuz, kurumu arkasında durdu. BirGün gazetesi, gazetecilerin meslek örgütleri arkasında durdu. Önemli bir gazetecilik başarısı yapılmış. Bu haberi yapan genç, kadın gazeteci arkadaşımıza yönelik üslubu kabul etmek mümkün değil. Gazetecilik mesleğine böyle bir saldırı mümkün değil. Çünkü biz kamusal denetim altında görev yapıyoruz. Gazetecinin en önemli görevi de bu kamusal denetimi gerçekleştirmek. Siz bir siyasi parti olarak bir işe kalkışıyorsanız o işin halka taahhüt ettiğiniz şeffaflıkta ve gerçeklikte olması lazım. Orada bir kurgu varsa bunu ortaya çıkarmak gazetecilik başarısıdır. Oradan sonra kullanılan dili kabul etmek mümkün değil. Ben işin o tarafımdayım. Diğer tarafını milletimiz takdir ediyor tabii.”

“HALK SİYASET İÇİN BİR DEKOR DEĞİL, SİYASET HALKLA YAPILIR”

Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin konuya ilişkin ifadelerinin hatırlatılması üzerine şöyle dedi:

“Devlet Bey'in açıklaması da öyle. CHP'de biz bir darbeye maruz kaldık. Bu iktidar partisi, CHP’nin yeni siyaset anlayışını hedefe almıştı. O yeni siyaset anlayışı 31 Mart zaferini getiren siyaset anlayışıdır. Bu anlayışın iktidar yürüyüşünü gördü AK Parti. Yargı kolları eliyle dört kez üst üste seçilmiş genel başkanını görevden uzaklaştırmaya çalıştı. Türkiye siyasi tarihinde ve yargı tarihinde olmayan, dünya tarihinde de eşi benzeri az görülür, bütün dünyanın dikkatini Türkiye'ye çeken ve Türkiye'yi çok olumsuz bir şekilde etkileyen bir karar verdiler. Biz o günden sonra hem hukuken hem siyaseten hem fiziken sokaktaydık. Sokaklardaki insan selini gördünüz. İki şeyi birleşti. Bunlardan bir tanesi Bertolt Brecth’in şiiridir. ‘Halkın coşkun akan selinin önünde hiçbir şey duramaz.' Öyle bir sel akarken tabii Sayın Bahçeli'nin bugün ifade ettiği gibi, öyle taşıma kalabalıkların, milletin gönlünde olmayan kalabalıkların bir hükmü yoktur. Ben de bunu söylüyorum. Siyaset milletle yapılır, halkla yapılır. Halk siyaset için bir malzeme, bir dolgu malzemesi, bir dekor falan değil; aksine siyaset halkın sesini duyurmak için bir görevdir, bir vazifedir. O yüzden de siyasetçinin kendini nereye konumlandırdığı, halkı nerede gördüğü çok önemli.

YENİ Parti’nin bundan sonraki siyaset anlayışı sokakta, halkla beraber halkın taleplerini, milletimizle birlikte milletin taleplerini ve çözüm önerilerini bolca konuşacağı, milletle birlikte siyaset yapacağı süreç, aslında AK Parti'nin CHP'deki yeni yönetimin iktidara yürüyüş sürecinin darbesinin gerekçesiydi. Darbeyi yaşadık. 65 gün boyunca bu darbeden partiyi nasıl kurtarırız diye her şeyi denedik. Ama milletin de sabrı tükenmeye başladı. Çünkü ilk günler diyorlardı ki ‘Partiyi bunlara bırakma’ diyen yüzde 90'dı. Yüzde 10, ilk günden ‘Yola çık, arkandayız’ diyordu. 60 günün sonunda, ‘Bunlara bırakma’ diyen yüzde 5’lere düştü. Yüzde 95, ‘Arkandayız, yeni parti’ demeye başladılar. Ve biz orada artık milletin talebi, milletin tazyikiyle YENİ Parti’yi kurduk.

“YÖNETİM ANLAYIŞIMIZIN BİR FARKI YOK”

Kurulan YENİ Parti’nin meselelere bakış açısından bizim yönetim anlayışımızdan bir farkı yok. Yani kutuplaşma siyasetini reddeden, inançlara saygılı, herkesin istediği gibi giyinmesinin, örtünmesinin ya da örtünmemesinin teminatı da olan, bu meseleyi bir özgürlük alanı olarak herkes için tanımlayan ama gençlerin festivallerinin yasaklanmasına da karşı çıkan ya da birilerinin birilerine bir yaşam biçimi dayatmasına karşı çıkan, bu alanda tam olarak özgürlükçü, yasakları yasaklayan, kamu düzenini tehdit etmeyen her türlü özgürlüğün savunucusu olan, hem inanç özgürlüğünün hem istediği gibi yaşama, kendini ifade etme özgürlüğünün temin olan bir yaklaşım. Bu CHP'nin geçmişten söylenen birtakım haksız eleştiriler, haklı eleştirilerin hepsi bir yana, yeni yönetiminin gençlere, kadınlara ve tüm demokratlara alan açan yönetimin anlayışı, burada değişen bir şey yok. Sokakta siyasette değişen bir şey yok. Asla ve asla bundan sonraki süreçlerde gerçek sorunlara kalıcı çözümler öneren ve ekonomiyi konuşan, işsizliği konuşan, istihdamı konuşan ya da KOBİ'nin sorunlarını konuşan siyasette değişen bir şey yok.

“ANA MUHALFET OLMAYI, MİLLETİN BİZE VERDİĞİ YETKİYİ GERİ ALDIK”

Ama değişen bir şey var. Kapıları kapalı tutan ve kendini içine kapatan bir siyaseti zaten reddediyorduk. Türkiye'nin bütün demokratlarına seslenen, bütün demokratlarına alan açan ve hem partinin üyeliği için hem partinin nasıl bir parti olacağı konusunda hep birlikte konuşacağımız… Yani biz şöyle söylüyoruz: Teknik kuruluşumuzu milletvekillerimizle yaptık. Çünkü bir an önce yapmak lazımdı. Milletvekillerimizle birlikte kendimize bir parti, bir grup kurduk. Ana muhalefet lideri olmayı, illerde il başkanlarımın ana muhalefetin il başkanı olması haklı, milletin bize verdiği bu yetkiyi geri aldık. Bundan sonra yolumuza böyle devam ediyoruz. Ama siyasi kuruluş ağustos ve eylül ayında ve ekim ayında yapmayı hedeflediğimiz kurultayda, onu milletimizle birlikte yapıyoruz. O yüzden CHP’yi kapsayan, taşıyan ve aşan bir siyasetle ilerliyoruz. Zaten o yüzde 25’lik cam tavanla benim kavgam vardı yıllardır. İlk seçimde kırdık. Yüzde 38 artık yeni tavandı. Şimdi yüzde 38'i taban yapıp üstüne sıçrayacağız.”

“YENİ PARTİ’NİN SİYASET ANLAYIŞI ORTAK GELECEĞİ BİRLİKTE KURMA”

Özel, “Şimdi tavan ne” sorusu üzerine şöyle devam etti:

“50+1 aslında. Hiçbir tartışmaya yer bırakmıyorsa YENİ Parti’nin hedefi tek başına iktidardır, tek başına Meclis çoğunluğudur. Ama şöyle bir kibri yoktur: YENİ parti, diğer muhalefet partilerine, onları küçük gören, onları tepeden bakan veya ‘Ben büyük ağabeyim, peşime takılın. Ben lokomotifim, vagon arıyorum’ diyen bir siyaset değil. YENİ Parti’nin siyaset anlayışı ortak geleceği birlikte kurma. Herkese kapımız açık. Oy verene, ‘Vermeyin’ mi diyeceğiz? Bence bütün partiler de zaten bunu hedeflemeli. İşin kolayı o. ‘Biz küçüğüz, ittifaklar kurarız. Günü gelince çözeriz.’ Biz niye küçüğüz? Biz büyüğüz. Biz bu toplumda bizim dillendirdiğimiz sorunlardan muzdarip yüzde 80-85 var. Hadi bir yüzde 20-25  oyunu alamayacağımızı düşünen veya hani anketlerde sorulduğunda ‘Asla oy vermem’ diyen gruplar vardır. Toplumun yüzde 70-75’inin oyuna talip olan bir parti buna göre siyaset yapmalı. Yan yana durmak lazım. Bu milletin şuna tahammülü yok. Ben sokakta şunu görüyorum: Güven duyuyor insanlar bize, destek duyuyor insanlar bize ama bu verdikleri desteğin ve güvenin bir şartı var. O şart da şu: ‘Benim sorunumu çözün. Bu iktidarı değiştirin. Bunu yapmak için de birbirinizle uğraşmayın. Hedefiniz iktidar olsun’ diyor. Bunu parti içine de söylüyor, diğer partilerle ilişki açısında da söylüyor.”

YARGITAY’IN TEDBİRİ KALDIRMASI DURUMUNDA YENİ PARTİ NE YAPACAK

Özel, “Eğer Yargıtay mutlak kararını iptal ederse buna ilişkin planınız nedir” sorusuna karşılık şunları söyledi:

“Bütün olasılıkları gözeten, çoklu hazırlıklar var. Ama burada samimi bir cevap vermem gerekirse YENİ Parti’nin hedefi iktidar. Ve görünen o ki YENİ Parti, CHP’de bıraktığımız yerde veya daha ileride, CHP’de kalan parçaya bakmaksızın. Anketler gösteriyor ki YENİ Parti’nin bir gerçekliği var. Türkiye siyaset tarihinde dünyaya da bakıyoruz, görmedik daha ama kurulduğu gün ana muhalefet oldu. Bir partiden ayrılan bir arayış partisi değil. Aslında bir anlayışın partisi YENİ Parti. Yapılan darbeye karşı bir direnişin, bir mücadelenin partisi. Bu çok önemli. Görünen o ki bunu tabii şimdi çok erken söylememek lazım çünkü olmamış bir şeyin ölçümü… ‘Özgür Özel yeni parti kursa oy verir misin’ diyen burada çok müthiş bir alan var. ‘Kesin veririm, veririm ve verebilirim’ diyenler yüzde 50’yi geçiyor. Biz CHP'de bir dönem burada yüzde 23’lerde sıkışıyorduk. Şimdi CHP’nin bir özelliği var o da halen gördüğümüz anketlerde öyle ama ümit ediyorum önümüzdeki ay bu kuruluştan sonra da onu göreceğiz. Kurulduğunda birinci parti olan ilk parti olacak. Bu muhteşem bir şey. O zaman sizin bana sorduğunuz sorunun cevabını, kurucular kurulu toplantısında arkadaşlarıma söylediğim şunu söyleyeyim. Siyaseten baktığımızda şu mantıktayım: Emevi ordusunu İberya Krallığı'na çıkaran Komutan Tarık'ın ‘Arkamızda düşman gibi bir deniz. Karşımızda deniz kadar çok düşman var. Yaktım gemileri kazanmak zorundayız.’ Gemileri yakmadan ve kazanmaya mecbur olmadan siyasette yol yürünmez. O yüzden YENİ Parti, kafası arkada ileri doğru koşmayacak. Aklı bir yere takılmış olarak kalmayacak.

“YENİ PARTİ’NİN KURULUŞU KESİNLİKLE DURMAZ”

Erken bir Yargıtay kararı, o zaman YENİ Parti kuruluşunu kesinlikle durdurmaz. Çünkü Türkiye siyasetinin YENİ Parti’ye, hatta ve hatta şu anda seçime girme yeterliliği olan, bir baskın seçim durumunda bir kardeş partiye ihtiyacı var. Bu iki hazırlığımız sürüyor. YENİ Parti’nin ekim ayı içinde süreçlerini tamamlayıp, kurultayını yapıp mart sonundan itibaren yapılacak bir seçime girme yeterliliğini alması lazım. Bugün 55 ili görevlendirdik. Biz illeri görevlendirmedik, ilçe binalarının açılışları yapılıyor. Çok iyi niyetle ilçe başkanlarımız, ilçedeki partililerimiz, bizi de aşan inisiyatifleri partinin tabelasını takan, yer tutan, konteyner satın alıp orada bilmem ne yapan bir yürüyüş var. O yüzden bizim aklımızı geride bırakacak bir durumumuz yok. Ama Yargıtay'ın vereceği bir karar, o kararın kapsamı… Kararına güvenmediği için Yargıtay denetimine iş günü olarak bir gün kala yolladı. O kadar kötü. Yani o kadar fena bir talimat almış. Mesleği o kadar bırakmış.

“BU ANLAYIŞA PARTİ BIRAKILMAZ”

En nihayetinde CHP'nin bu butlan anlayışına… Nedir butlan anlayışı? AK Parti'nin işine gelecek, AK Parti ile bir simbiyotik yaşam kurulmuş, kazan-kazan ilişkisine gireceğiz, AK Parti'nin istediği iktidar yürüyüşü durdurulacak, iktidara yürüyen CHP’ye çelme takılacak, biz de partinin yönetimine geleceğiz ve imkanlarından yararlanacağız. Buraya parti bırakılmaz. Biz tamamen partiyi bırakır, kurumlarının boş bırakırsak mahkeme kararı ne olursa olsun, birilerinin hukuksuz da olduğu tescil edilecek bir butlan kararıyla partiyi yağmalamasına da izin vermemek lazım. O konuya da hazırlıklarımız var. Tabii kararın ne boyutta çıkacağı, tamamen bu butlan işleminin iptal edilip tamamen partinin başka bir hale gelmesi, başka bir geçiş dönemi veya böyle bir ara dönem gibi yani bu butlancıların gitmesi ama ne olacağının belli olmadığı bir bekleme süreci falan siyaset belirsizlik kaldırmaz. O yüzden biz YENİ Parti ile yolumuza devam ediyoruz. Zaten YENİ Parti’nin gördüğü teveccüh… CHP’deyken bizim bütün anlayışımıza rağmen oy potansiyeli yüzde 40’lara yaklaşıyor diye sevinirken şimdi yüzde 55-60’ları gördüğümüz yerde… Bu vakitten sonra YENİ Parti yoluna yürüyecek. Ama bu yargı kumpasına karşı da her türlü tedbirimizi almak durumundayız.

“200’ÜN ÜZERİNDE BELEDİYE YENİ PARTİ’YE KATILMAK ÜZERE İRADE KOYDU”

Özel, “CHP ve AKP açısından iş kaybet-kaybet’e mi dönüştü” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Görünen anketler ve sahadaki durum şu: CHP’lilerin anketlere baktığınızda yüzde 90-92’si, sokağa baktığınızda yüzde 99’u, örneğin dün Bodrum İlçe Başkanımla konuştum, bütün üyeleri aramışlar, yüzde 97’si YENİ Parti’ye geliyor. Belediyelere çağrı yapmadığımız, hatta aksini telkin ettiğimiz halde mesela Bergama Belediye Başkanı, Bergama Belediye Meclis Üyesi, Bergama'daki neredeyse bütün üyeler ayrılmışlar. Urla, Manisa, Denizli, Burdur… O kadar çok ki. 20 il belediyesinin 19’u birlikte katılma kararı almış. Ki biz belediye meclis gruplarının durumunu düşünerek belediye başkanlarına bir çağrımız yok demiştik ve halen daha belediye başkanı, belediye meclis üyesi çağırmadığımız halde sonuçta öyle bir gerçeklik yaşanıyor ki beni arıyor belediye başkanı diyor ki ‘Sokakta yürüyemiyoruz. Belediyeye gidemiyoruz. ‘Sen niye katılmıyorsun? Özgür Özel'i niye yalnız bırakıyorsun? Sen butlancı mısın?’ Burada her bir arkadaşımız evinden baskı görüyor. Biz nasıl yapalım?’ Yarın itibarıyla 200'ün üzerinde belediyenin istifa edip YENİ Parti’ye katılmak için irade ortaya koyduğunu görüyoruz. Siyasi tarihte görülmemiş bir istek ve destek var. Bunu engelleyemeyiz tabii.

MANSUR YAVAŞ VE ZEYDAN KARALAR’IN DURUMU

Örneğin Mansur Bey. Mansur Bey’in belediye başkanları, belediye meclis üyeleri falan kendileri YENİ Partiy’e gelmemiş değiller. Ama şu anda önceki partimizdeler. Çünkü biz onları zaten buraya davet etmedik. Ama kimse tutup Mansur Yavaş’a, ‘Kardeşim sen butlancı mısın’ demesin. Böyle bir durum olmadığını da hep birlikte görüyoruz. Zeydan Karalar’ın durumu özel. Dün beni bir kez daha aradı Zeydan Başkan. Yani biz bir ağabey-kardeş ilişkisi içindeyiz. Farklı farklı, çok katmanlı şeyler var. Mesela Zeydan Başkan'ın yargılandığı dava karar sürecinde. Bir yandan birçok belediyemize, ‘YENİ Parti’ye geçerseniz şöyle olur’ korkusunu yaymaya çalışan bir iktidar medyası, bir AK Parti yargı kolları var. Butlan yönetiminin çok farklı farklı ağızlardan önden, arkadan, sağdan, soldan ona buna yolladığı haberler var. Zeydan Başkan ile arama giremeyecekler hadsiz hadsiz oradan buradan ıvır zıvır konuşuyorlar. Her yerden bu butlan yönetiminin kerameti kendinden menkul birtakım şeylerinin orada burada korku salmaya çalıştığını, Meclis koridorlarına kadar gelip de bunların konuşulduğu süreçler var. Operasyona uğrayan bir belediye başkanına, ‘Biz gerekirse şurayla konuşuruz’ falan… Gerçekse de rezalet yalansa da rezalet. O yüzden bugüne kadar ben belediye başkanlarına çok özel ve en sonda bir davet bekliyorduk ama sahadaki gerçekleşme birçok belediye başkanını harekete geçirmiş durumda. Ama çok rica ediyorum, ben bir şey demeden belediye başkanlarından henüz partiye geçmemiş olan kimseye butlancı muamelesi kimse yapmasın. Ağzıyla ‘butlancıyım’ demeyen kimse benim gönlümde butlancı değildir. Yani temel kriterimiz bu. Bir geçiş dönemindeyiz, hassas bir dönemdeyiz ve önemli bir işi başarmak üzereyiz. Biz butlan CHP’sini zaten muhatap kabul etmiyoruz. Atanmışlar, seçilmemişler. Atanmışla işimiz olmaz. Seçilmişlerin tamamına saygımız sonsuz. Bizim partimizi yargı eliyle elimizden alıp, seçimden kaçıp, yarıştan kaçıp halen butlancılık yapanlar orada kalacaklar. Biz iktidara yürümeye devam edeceğiz.

“BENİ DOKUNULMAZLIKLA KİM KORKUTABİLMİŞ DE BUTLANCILAR KORKUTACAK”

Özel, “YENİ Parti de pek çok ankete göre belli bir rüzgar almışken arkasına bu kez de dokunulmazlık konusunu, bir anda siz de dahil olmak üzere, belli isimlerin dokunulmazlığını kaldırarak bir de böyle bir darbe vurmaya kalkabilirler mi” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Millet bu bu bakış açısını şamaroğlanı yaptı. Bir şamar daha yerler milletten. Ben buna ne tedbir alacağım? Polemiğe girmek istemem. Bunu yapmalarındaki maksat milleti korkutmaktır. O yapılan işlerin tamamı bir milletvekili geçişini azaltmak için. Bunda üç-beş milletvekiline muvaffak oldular kendilerince. Belediye başkanlarını ve meclis üyelerini korkutmak için. Milleti korkutmak için. Görüyorsunuz 2 milyon üyenin istifa rakamları. Birkaç arkadaşı ailesinin işleri, çoluğu-çocuğu diye, kimi istifa etti bıraktı, kimi ‘Ben kurucu olmayayım. Birkaç hafta sonra’ diye söyleyen var. Ama bu büyük uğraşılarının sonucunda güya bizi 40 vekile düşüreceklerdi, bir tane belediye geçmeyecekti. ‘Gelme' diyorsun, 200 belediye geliyor. Aslında yeni siyaset anlayışının, kaybetmeyen CHP’nin yeni yönetim anlayışı ve ona yapılan darbeden sonra artık bunun adı YENİ Parti. Bu YENİ Parti’nin yeni potansiyeli ortada. Beni dokunulmazlıkla bugüne kadar kim korkutmuş da butlancılar korkutacak? Böyle işlere kalktıklarında da millet bir sonraki şamarı daha fena vuruyor. AK Parti benim gördüğüm kadarıyla birazcık bu işe aydı, bunlar ayamadı.”

“KÖTÜLÜK, DİRENÇ, UMUT ÇOK FAZLA”

Özel, YENİ Parti’nin kuruluşu ve AK Parti’nin kuruluşu arasındaki sosyolojik benzerliğin sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

“O süreç de bir tepkinin olduğu bir süreçti ama böyle bir tepki, böyle bir öfke yoktu. O süreçte de devletin AK Parti'nin kurucu kadrolarına yönelik birtakım yaptığı işler vardı ama böylesi yoktu. AK Parti'yi kuran kadrolara yapılan kötülüğün 10 katı yapılıyor. Dünün mağdurları bugünün zalimi olmuş, millet bunu görüyor. Ve sokaktaki öfke, o dönem böyle bir öfke falan yoktu sokakta. Tayyip Erdoğan’ın arkasında sel olup akmıyordu arkasında insanlar. Buradaki sosyoloji bambaşka. Yapılan kötülük çok fazla. Buna karşı gösterilen direnç çok fazla. Bu dirence bağlanan umut çok fazla. Bambaşka bir şey olduğu kesin. Ben zaten ilk gördüğümde şaşkınlığımı da gizlemeden ‘Bir şeyler oluyor, görüyor musunuz’ demiştim. Herkes de çok buna karşı şiddetli bir refleks göstermişti.”

“ERDOĞAN’DAN TELEFON GELMEDİ”

Özel, “AK Parti kanadından veya Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir telefon aldınız mı” sorusuna karşılık, “Yok. Almadım. Geçmişte birlikte siyaset yaptığımız arkadaşlar, yöneticiler falan arıyorlar. Binali Yıldırım aradı. Binali Yıldırım aradı. Ama Erdoğan'dan böyle bir telefon gelmedi” yanıtını verdi. 

Özel, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in YENİ Parti için kullandığı “Alacakaranlık Kuşağı” benzetmesinin sorulması üzerine şöyle konuştu:

“Onlar bir alacakaranlık yaptılar, biz oradan sıyırdık. Orada alacakaranlık kuşağı devam ediyor. Ömer Çelik, ‘Biz yokuz’ diyorsa, Mehmet Uçum’a bakacak. Mehmet Uçum, CHP’ye yapılan darbenin teorisyeni olarak konuşuyor. Geçmişte de zaten CHP içindeki bazı yapılarla yakın diyalog halinde olduğunu, şu anki yapılarla, butlan yapısıyla yakın diyalog halinde olduğunu biliyoruz. Ama Mehmet Uçum'un nerede durduğuna bakarsanız, Ömer Çelik'in nasıl bir tutarsızlık içinde olduğunu görmek lazım. Yani bu Ömer Çelik işine gelenin sözcüsü, işine gelenin sözcüsü değil mi? Mehmet Uçum ile siyaset yapmıyorlar mı? Biraz siyaset okuması kuvvetli AK Partililerin bu işin onlara yaramadığını okumaya başladıklarını, dillendirdiklerini görüyorum, duyuyorum. Onları dinlerse AK Parti daha az zarar görür, dinlemezse benim işime gelir. AK Parti'nin bize karşı saldırılarının sürüyor olması veya halen daha bu butlan içinden medet umanların egemen oluyor olması, sonuçta bizim gündelik hayatımızı zorlaştırmakla birlikte siyasi gücümüzü arttırıyor.”

BAHÇELİ’NİN AÇIKLAMALARI

Özel, Bahçeli’nin bugünkü açıklamaları ardından ilişkilerinin ne noktada olduğuna ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Burada çok hassas bir şey var. Devlet Bey yanımızda durmuyor. Devlet Bey Cumhur İttifakı'nın bir bileşeni ve Tayyip Erdoğan'ın yanında duruyor, arkasında duruyor, birlikte duruyor. Ve biz Cumhur İttifakı ile rekabet ediyoruz, biz Cumhur İttifakı'nı yenmek istiyoruz. Devlet Bey'in yanında durduğu şey YENİ Parti ya da Özgür Özel değil. Devlet Bey’in yanında durduğu şey demokratik siyaset hakkı. Yani şunu söylüyor: Butlana karşı da bir tutum almışlardı ve onların o tutumuna rağmen butlan gerçekleşti. Devlet Bey, ‘Bu partiye saldırılmamalıdır’ diyor. Ama Devlet Bey, Cumhur İttifakı'nın en önemli iki bileşeninden bir tanesidir. Devlet Bey olmasa Cumhur İttifakı olmaz ve Devlet Bey açıklamalarında Cumhur İttifakı noktasındaki pozisyonunu teyit etmektedir. Bir de bir eksikliği tespit etti. Hazine yardımı konusunda Devlet Bey bir saptamada bulundu. Bizim tabii mutlak butlan yönetiminden böyle bir talebimiz falan yok. Ama bu mevzunun bir yasal düzenlemeye muhtaç olduğu da açık. Son seçimin sonucunu alanlar, o partide yaşayamaz hale geldiyse hazine yardımını neden; yüzde 99’u buraya geldiyse yüzde 1’e neden yüzde 100 verilsin? O tabii geçmişe dönük son Hazine yardımından varıp da biz CHP'den bir şey talep edecek değiliz. Ama gelecek hazine yardımları için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu yaşanan son siyasi gelişmeler ortaya koydu. Biz Devlet Bey bunu da tespit etmiş orada. İyi niyetli, demokratik bir yaklaşım. Buna bir şey denemez.

Bugünkü açıklamaları düzeyine, bu demokratik yaklaşım düzeyine gelse ne güzel rekabet ederiz. Erdoğan ile biz siyasi rekabet ediyorduk. 23 senedir o bizi yeniyordu. Son sene yine siyasi rekabet ettik. Biz yendik. Biz yenince Sayın Erdoğan masanın altından balta çıkardı. Bizim kafaya baltayla vurdu. Yani şimdi bu olmaz. Biz de bu saldırısının karşısında bir yıl mücadele verdik. Geldi, partimizi elimizden aldı, başkasına verdi. Biz de yeni partimizi kurduk. Şimdi bu yeni partiye saldırı olmayacağının güvencesi yok ama bir tek şeyi bilmesi lazım: Birinin iyi kavga edip etmediğine bakmayın. Dayaktan yılmıyorsa ondan korkun. Ben dayaktan yılmam. Ben haksızlığa, saldırıya karşı mücadele azmimi kaybetmem. Bizim pozisyonumuz bundan ibaret.”

“BAĞIŞLAR İÇİN BİRAZ SABIR İSTİYORUM"

Özel, partiye bağış yapılmasına yönelik soruya şu yanıtı verdi:

“Kolay değil, parti kuruyoruz ve birinci kongresini Sivas Kongresi kabul eden, 107 yıllık bir partinin içinden parti kuruyoruz ve partinin esas kendisi biziz. Butlanı geride bırakıyoruz CHP’nin içinden CHP’ye oy veren yüzde 99 ile beraber yeni bir parti kuruyoruz. Kolay bir iş değil. Hazırlıklarımızı yaptık ve bir gün içinde; İçişleri Bakanlığı, Yargıtay, Meclis, grup kurulması, grup iç yönetmeliklerin onaylanması, grup başkanvekilliklerinin seçilmesi, PM’nin seçilmesi, ertesi gün Anıtkabir, PM ve MYK ve YDK’nın oluşturulması… Tamamı 27 saat içinde bitti. Bu görülmüş bir şey değil. Yarın da grup saatini aldık. Hatta çıksam ‘Grupta konuşacağım’ desem konuşurum ama yarın kapalı grup yapacağız çünkü meclis başkanvekili falan onlarla ilgili belirlemelerin yapılması lazım. Tam kuruluşumuzu bitirmiş olacağız. Vergi numarasını aldık, parti grubu adına hesap açtırma yetkisini aldık, parti adına hesap açtırma yetkilerini aldık. Birkaç gün içinde bu iş bitecek. Ben şimdi bir hesap numarası verebilirim ama milletin dolandırmasını da gözetmem lazım. Ondan biraz daha sabır istiyorum. İstediğim sabır şunun için: Partinin resmi sitesini koyalım. Benim ağzımdan ve hesaplarımdan bağış kampanyasını duysunlar, o hesap numarasına bağış isteyeceğiz elbet. Ben büyük bir sabırsızlık, büyük bir sahiplenmenin farkındayım ama bir dolandırıcılıklara karşı dikkatli olmak açısından çok önemli. İkincisi her işi usulüne uygun dört dörtlük yapmak için önemli.”

YENİ Parti’nin hedefi, parti kuruluş çalışmaları ve gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Özel, YENİ Parti'ye üyelik işlemlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Online üyeliğin daha kolay, daha hızlı, doğrudan bildirimin de Yargıtay’a yapılabildiği yeni bir yöntem, birkaç partide de kullanılmaya başlanan bir yöntem. Yargıtay’ın da onay verdiği bir yöntemle mümkün olduğu kadar üyelik işlerini kolaylaştıracağız, hızlandıracağız. Zaten il başkanlıklarının görevlendirilmesi, ilçelerin görevlendirilmesi ile birlikte de olacak ama şunu anlayış bekliyoruz. İl başkanlığı resmen oluşmadan, ilçe başkanlığı resmen oluşmadan üye kaydı yapılması hukuki de olmaz. İlçenin kuruluş tarihinden önceki bir üyelik de doğru olmaz. Bu heyecandan ben de çok heyecanlanıyorum ama birazcık sabra ihtiyaç var. Online üyeliğin biz bütün işlemlerini hazırladık. Dört ayrı kamu kurumundan, tüm üyelerden aidat alınması falan da söz konusu olduğu için onaylar gerekiyor. Bugünden hazırız. Kamu kurumları gerekli onayları ve linkleri verdikten sonra online üyelik başlıyor.

"AÇILMIŞ BAĞIŞ KAMPANYAMIZ YOKTUR"

Özel, YENİ Parti'ye bağışın önemli olduğunun altını çizerek, yurttaşların acele etmemesini söyledi ve şöyle konuştu:

"Bizim için de biraz bağış önemli çünkü hiç paramız yok. Bütün para butlanda kaldı. O yüzden lojistik ihtiyaçlar var, partinin emekçilerinin istihdam edilmesi, maaşların ödenmesi var. Araç, gereç, otobüs. Tabii teyzemler söylüyor ‘Hiç merak etme evladım hepsini alacağız sana.’ Ama bu sırada onların dolandırılmaması için bir kez daha söylüyorum açılmış bir bağış kampanyamız yoktur. Resmi hesaplarımızdan ve bizim ağzımızdan yapılacak çağrıyla olabilir. Onun dışında tabii yardımcı olmak isteyenlerin ilçelerde, illerde kuruluş aşamasındaki örgütlerimize yardımcı olmaları çok kıymetlidir. Ama bunların hepsinin usulüne uygun bir şekilde yapacağız. Ama bir yerde bir ilçe binası kuruluyorsa onun çayını almak, şekerini almak, masasını, sandalyesini almak da çok kıymetli bir şey. Onları da elbette bekliyoruz.” 

LOGO İÇİN ANKET MESAJI

YENİ Parti'nin logosuna ilişkin soruya ise Özel, şu yanıtı verdi:

“Bu bir logo değil. Dünyada da bizim gibi logo kullanımı da artık kalmadı. Yani yurt dışındaki siyasi partilerde isimlerini logo olarak kullanıyorlar. Bu bir belli harfler, işte ufuk çizgisinden doğan bir ‘yeni’ doğuyor. Bir logo gibi yorumlanacak olursa, altında da partinin adı yazıyor zaten YENİ Parti diye. Logoyla ilgili çeşitli öneriler var. Bununla ilgili önümüzde dediğim gibi bir siyasi teknik kurulumu yaptık, siyasi kurumu yapıyoruz. Bunun logo olup olmaması, ilave bir logonun olup olmamasını anketlerle, odak grup çalışmalarıyla, yapacağımız il ve il ilçe kongreleri ile kuruluşa katkı verenlerle, sosyal medya üzerinden dijital olarak yapacağımız bazı çalışmalarla ölçeceğiz. Şu an için YENİ Parti ismi logolaşabilir. Ya da yeni bir logo tasarımı yapıp, oya sunabiliriz, çok katılımlı yöntemler yapabiliriz."

"DİNAMİK BİR ÖRGÜTLENME MODELİMİZ OLACAK"

Özel, YENİ Parti'nin örgütlenme modelinin katı olmadığını kaydederek, "Dinamik, akışkan bir örgütlenme modelimiz olacak. Gençlerin çok seveceği, kendilerini dahil hissedeceği, insanların gelip katkı verebileceği, bir işin ucundan tutabileceği. Zaten basit bir iş yapıyoruz. Ne olacak, şunun şurasında iktidarı değiştireceğiz hep beraber. Ucundan tutacak herkese bir yer var yani. O yüzden bu katkılara açık bir iş yapmak istiyoruz" dedi. 

Özel, Kırşehir'de bir vatandaşla yaşadığı diyaloğu aktararak, "Birisi geldi, dedi ki ‘Mahsulun bir tonunu vereceğim’ dedi. Bunlar kıymetli. Zaten şu duygudaşlık önemli. Bankın üzerinden konuşmak, portakal kasasını ters çevirip konuşmak, köy kahvesinde bir şey üzerinden ayakkabıyı çıkarıp çorapla sandalyenin üzerinden konuşmanın organik, katan, dahil hissettiren, bizi de çok iyi hissettiren… Hepimize de terapi oldu" ifadelerini kullandı.

"TARİHİN KIRILMA ANINDAYIZ"

Özel, "Unutkan olmayacağız" ifadelerinin hatırlatılması üzerine gelen soruyu şöyle yanıtladı:

"Detaylara girmem yoksa neler neler var. İlk günden beri en ağır yeminleri edip, butlan davasına yalancı şahit taşıyanından tutun da neler neler var yani. Hepsini biliyoruz da. Şundan herkes emin olsun. Tarihin bir kırılma anındayız. O tarihin kırılma anında doğru yerde duranlarla ihanet içinde olanları ilerleyen zamanda iktidar olduğumuzda bu tarafta, tarihin doğru yerinde duranlar, ihanet tarafında duranların, partinin iktidar yürüyüşünü durdurma, Erdoğan’a bir kez daha iktidar kapısını aralamak için ihanet edenleri birbirine karıştırmayacağız. Herkes bunu bilsin. Çünkü şöyle bir risk var, herkes bilir ki Özgür Özel geçmişe takılmaz. Kinci değildir. Hatta buna yakınlarımdan çok kızanlar vardır. Ben çok kolay affederim. Baktım ki insanlarda bu konuda bir endişe var, ‘Ya bu sefer de affedecek mi?’ Bu sefer affetmeyeceğim. İşin o tarafa ayrı. Bu şu demek değil yani, soyunu sopunu kurutacağım, iktidar olalım onlarla uğraşacağım. Yok. Ne halleri varsa görsünler. Kindarlık ve kötülük bizim işimiz değil ama benim nezdimde eski itibarlarını göremezler.

"BUNU AFFETMEYECEĞİM"

Mesela butlancıların hepsi telefon açıyorlar milletvekillerine, ‘gitmeyin’ diye. Genel Başkan çok iyi, Genel Başkan’a şunu diyemeyiz, bunu diyemeyiz. Tutup da ‘Özgür Özel kötü’ diyen yok içlerinde. Çünkü biliyorlar ki ben bu süreçte defalarca şunu demişim. ‘Bu salonda haklı olanlar vardır, haksız olanlar vardır. Bütün haklılardan bütün haksızlar adına Genel Başkanınız olarak ben özür diliyorum arkadaşlar. Affedin onu’ demişim. Daha bunun ötesinde ne yapayım ben? Bir kişiye kin gütmemişiz, bir kişiye kötülük yapmamışız. Her kötülüğü yapanı gördüğümüz her yerde sarmışız, öpmüşüz, koklamışız. Adam son gün akrep gibi gelmiş sokmuş. Ama bu sefer ne yaptı? Partinin iktidar umudunu sakatlamak üzere zehrini akıttı. Bunu affetmeyeceğim artık yani. Bu şu demek değil. Biz iktidar olduğumuzda sağımızda solumuzda kimse gelip yılışmayacak bu ihanet çetesi. Bizim iktidar olduğumuzu onlar hissetmeyecek. Biz iktidar olacağız, millet iktidar olacak. YENİ Parti iktidar olacak ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yenilgiye alışmayanları iktidar olacak, yolundan sapmayanlar iktidar olacak. Emekliyle, emekçiyle, çiftçiyle, gençlerle, engellilerle, kadınlarla, onların yarın umutlarıyla birlikte iktidara yürürken; çelme çakanlarla o çelmeyi yiyip düşmeyenleri bir tutmayacağım tabii. Bu, bu kadar net. Çünkü bir baktım bizim çevre arkadaşlar dedi ki ‘Yarın sen gelirsin, her şey olur. Bu butlancılar yine gelir, sen bunları yine affedersin.’ O butlan çetesinin affı yok. Onlar tarihte hak ettikleri yeri alacaklar. Onların evlatları ve torunları bugün yaptıklarını savunamadıkları için o çocukları adına, evlatları ve torunları adına üzülüyorum. Yoksa benden hiçbir kötülük beklemesinler. Ama hiçbir iyilik de beklemesinler. Nasıl Deniz Gezmiş’in idamına oy verenlerin evlatları, torunları onları savunamıyorsa, Meclis’te o gün Deniz Gezmiş’in idamına oy verenlerin çocukları utanıyorsa onlardan, bu iş de Deniz Gezmiş’in idamına oy vermek kadar berbat bir iştir. Bunu bilelim, bu burada dursun. Benim dediğim o. ‘Bu Özgür Özel fazla hızlı affeder, çok hızlı barışır, bunlarla da barışır’ demesin.”

"YEREL SEÇİMLERDE GEMİYİ BATIRACAKTINIZ"

CHP Genel Merkez yönetiminde "Bu tepkiler birkaç haftaya durulur" diye konuşulduğuna ilişkin iddianın sorulması üzerine Özel, şöyle konuştu:

“Siyasetin gerçek bir şey olduğundan, sahiciliğinden bir haber ki adam. O kadar bir haber ki. O yüzden bu hale düşmüşler yani. O hala okuyamıyor. 14 Mayıs’tan, 28 Mayıs’tan sonra da sokaktaki duygusal kopuşu okuyamıyorlardı. ‘Yerel seçimlere gidelim sonra gemiyi bir yere çekelim.’ Yerel seçimlerde gemiyi batıracaktınız siz. Eğer biz inisiyatif almasaydık tarihin en düşük katılım oranıyla CHP tarihinin en berbat sonucunu alacaktı. Yaptığımız kurultayı özeleştiriye saydı da millet bu noktaya geldik. Esas o yüzden zaten o sanıyor ki butlanı kabul edeceğim, üç gün tepki sürecek, dördüncü gün devam edeceğiz. ‘Ne var ya, nereye gidiyorsunuz? Birlikte partide duralım’ falan. Yaptığının AK Parti ile birlikte bir siyasi darbe olduğunun, bunun da 28 Şubat‘tan geri bir iş olmadığının, 12 Eylül’den geri bir iş olmadığının, bir partinin seçilmiş Genel Başkanının iktidarını değiştirmesinin belli yönleriyle geçmişteki darbelerden çok daha berbat bir şey."

"ROZETİ ÇIKARTIRKEN GIRTLAĞIM DÜĞÜMLENDİ"

Mutlak butlan kararına karşı ancak CHP'den istifa etmeyen milletvekillerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Özel, şunları kaydetti:

"Bir tek şeyi söyledim arkadaşlarıma. O da şu; mutlak butlancılarla, gerçek butlancılarla, bugünlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde mecburen kalan, ama ağlaya ağlaya kalan. Bakın ağlaya ağlaya gelenler var. Neden? Doğrusu bu olduğu için geliyor, ama CHP’yi bırakıyor. Benim dahi rozeti çıkarırken gırtlağım düğümlendi. Yani ben partinin kurucu Genel Başkanıyım. Bundan başka bir çare kalmadığını iliğine kemiğine kadar hisseden kişi benim. Ben rozeti çıkarırken benim gırtlağım düğümlendi. Arkadaşlarla hepimiz ağlaya ağlaya geldik, ağlaya ağlaya kalanların içinde kötülük olmayan, butlandan yana olmayan, ya da fırsatçı olmayan bir grup arkadaşımız var. O arkadaşları aynı kefeye koymayacağız gerçek butlancı yapıyla. Yani orada işte 18-19 kişinin dışında geri kalan arkadaşların tamamına böyle bir muamele yapmak mümkün değil. İçlerinde belki birkaç tane başka başka hesabı olanlar da vardır. Ama oradaki yapının yarısı yani gönlü razı değil partiden ayrılmaya veya başka zorlukları olduğu için ayrılamıyor. Ama doğrunun bu olduğunu adı gibi biliyor, hepimizle konuşuyorlar. Her biriyle konuştum zaten buraya gelmeden. YENİ Parti’yi kurmadan önce. Birebir en az iki kez konuştum. Birkaç arkadaşla konuşmadık, hani onların başka tutumları olduğunu biliyorum, başka bir perspektifleri olduğunu biliyorum. Ama onun dışında 18 ile teker teker konuştum. Hepsinin de yani bu butlana karşı, bu butlanı darbe gördüklerinin ve bir an önce kongre istediklerinin kefili benim.”

"YENİ PARTİ BASKIN SEÇİM HALİNDE BAŞKA BİR PARTİNİN LİSTESİNDEN GİRECEK"

2027 yılının Mart ayından önce düzenlenecek bir seçimde YENİ Parti'nin seçimlere katılıp katılamayacağına ilişkin soruyu ise Özel, şöyle yanıtladı:

"YENİ Parti adıyla katılamayacak ama başka bir parti listesiyle girecek. Partinin adını öğrenemeyeceksiniz hiçbir şekilde. O çünkü çok değişik bir iş. Bir süre öğrenemeyeceksiniz onu. O çünkü öyle olmak zorunda. Saldırı... görmemesi lazım. Örgütlenmesinin eksik taraflarının tamamlanması lazım falan. O başka bir şey. Ama bir zaman sonra görünür olur tabii. Bir bakarsınız bildik bir isim bir partinin genel başkanı olmuş. ‘Demek ki bu buymuş’ diye bir çıkarım olur. Ama olana kadar şimdi bir şey demeyeceğiz ona. Onun dışında keşke olsa baskın seçim. Bugün yapılan seçimde YENİ Parti’nin desteklediği Cumhurbaşkanı adayının seçimi kazanacağına ben kesin gözüyle bakıyorum. O yüzden şu anda Erdoğan’ın bir seçim kazanma ihtimali yoktur, AK Parti’nin bir Meclis çoğunluğu sağlama ihtimali yoktur ittifak ortaklarıyla birlikte. Yani o yüzden de baskın seçimi olası çok yakında görmüyorum.”

"ARINMA LAFINI ÇOK SAYGISIZCA BULUYORUM"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dile getirdiği "Arınacağız" ifadesinin hatırlatılması üzerine Özel şu ifadeleri kullandı:

"Ben bu arınma laflarını çok saygısız laflar olarak buluyorum. Hem hukukun üstünlüğü diyeceksiniz, masumiyet karinesi diyeceksiniz, adalet diyeceksiniz; ondan sonra TGRT iftiraları üzerinden dava arkadaşlarınızı peşinen suçlu kabul edeceksiniz. Ki bazen suçüstü durumu o kadar nettir ki biz mesela Manavgat’ta yaşananlarda bir dakika tereddüt ettik mi? Bir dakika. Tek tereddüdümüz oradaki al - ver videosunun tasarım, daha doğrusu bir ay önceden yakalanan bir adam salıverilmiş, tekrar alınmış falan. İyi bir videonun peşine düşülmüş. Onunla ilgili de görüntüleri gördük bilmem nesini yaptık falan filan. Ama Manavgat’ta bir dakika tereddüt etmedik. Örneğin Bodrum’da bir suçüstü hali vardı, bir dakika tereddüt etmedik. Uşak’ta bir dakika tereddüt etmedik."

"KURULTAY ÇAĞRISI KIYMETLİ"

CHP grup başkanı seçiminde çıkan tartışmanın ve grup başkanı adaylığından çekilen Elazığ Milletvekili Gürsel Erol'un "kurultay" çağrısı yapacağına ilişkin iddianın sorulması üzerine Özel, şu yanıtı verdi:

"Birincisi böyle bir kurultay çağrısı ve bu tip çabaları kıymetli bulurum. Ama sonuç alacağını sanmam. Sonuç alacağını bilsem zaten ben orada kalırdım. O mücadelenin sonuç vermeyeceğine ikna olanlar biz YENİ Parti’ye geldik. Ama şuna da saygı duyarım, ‘Ben partinin içinde biraz daha zorlamak istiyorum, mücadele etmek istiyorum, her yolun tükendiğine inanmıyorum.’ Ben şeyi gördüm yani orada atadıkları il başkanlarının, il başkanlarını nasıl aradıklarını da gördüm. Yani örneğin mevcut il başkanlarıyla bir süreç yürütüp de kongre takvimi yapmak yerine delegeyi evde yazacak, delegeyi bir köşede yazacak, kendilerine göre tasarım yapacak, hele hele yani öyle olmayacak işler var ki dönüp de oraları konuşmak istemiyorum. Benim orada ümidim kalmadığı için ben millet de ‘Hadi artık’ deyip bizi sırtımızdan ittirdiği için biz YENİ Parti’deyiz. Arkadaşların kararlarına saygı duyarım, sonuç alacaklarına inanmıyorum. İnansaydım orada kalırdım. Sonuç almadıklarında yollarımızın birleşeceğine inanıyorum. Çünkü CHP’de derhal kurultay isteyen arkadaşın iktidarla ilgili yani AK Parti’ye bir kez daha kazandırmama ile ilgili kararlılığı, partinin iktidar olmasıyla ilgili bir niyeti vardı. Ben o niyetle özdeşim. Ama bu o işin artık orada yapılamayacağını gördüğüm için yeni bir yol açtım. Orada bir yol bulamadım. Yolları zorlayan arkadaşlar zorlarlar, başarılı olurlarsa zaten bunda hiçbir sıkıntı yok. Ama başarılı olamazlarsa o arkadaşlarımıza , yani butlancı olmayan ama ‘Biraz daha CHP’de şartları zorlayalım’ diyen arkadaşlarımıza saygım sonsuz. Kapım açık. Eninde sonunda bir yerde biz onlarla CHP’nin iktidarında buluşamıyorsak, YENİ Parti’nin iktidarında ya da iktidar yolculuğunda buluşacağız demektir. Ama bu şöyle de algılanmasın. ‘Eninde sonunda bize gelecekler’ demiyorum. Saygı duyuyorum. Her birisiyle konuştum. Her birisinin kendince zorlukları, gerekçeleri, umutları var. Mesela içlerinde bir tanesi il başkanı iken istifa ediyordu, telefon edip istifasından Grup Başkanvekili iken ben ikna etmiştim. Partisi için bu kadar üzülen, ağlayan şey yapan bir il başkanı kalmalı benim partimde, demiştim. O arkadaş şimdi gelemiyor, biraz daha kalmak istiyor. Ama günü gelince birlikte olacağız.”

“BEN DE ADAY DEĞİLİM, DEMİŞTİM”

Özel, Cumhurbaşkanlığı Adaylığı için partisinin somut bir aday belirleme mekanizması geliştirip geliştirmeyeceğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

"Benim kafamdaki sistem şu, tabii belli kriterleri sağlamak şartıyla yani bunu söylemem lazım. Biz, kazanacak bir aday göstereceğiz. Kaybedecek adayla işimiz yok. Bu aday genel başkan olsa bile. Biz bir genel başkanın ve çevresinin kazanacak adaylar varken kendisinin adaylaşması ya da adaylaştırılması, ‘Olsun 25 ama biz 51’i buluruz’ deyip bulamaması sonucunda kazanacağımız bir seçimi kaybettik. O seçimde Ekrem İmamoğlu ya da Mansur Yavaş aday olsaydı şu an Türkiye bu durumda değildi. Biz bunu görelim. Biz hala o hatada ısrar edildiği için ki ben o seçimden sonra kendime bir genel başkanlık değil biz parti yönetimini bırakmalıyız, partinin önüne yeni bir yol açmalıyız, bu partiyi kurultaya götürmeliyiz, ben de aday değilim demişken, ‘güvenli liman’ olunca değişim diyen, sonra da değişim ekibi içinden adaylık, kendisine düşmüş birisiyim ben. Kemal Bey 28 Mayıs günü siyaseti, partiyi, genel başkan adaylığını bıraksaydı ben de onunla bir bırakmaya hazırdım. Ama bu yapılmadı, parti bir süreç işletmedi. İşletmesi için sorumluluk bize düştü ve bugünlere geldik. Şimdi bu geldiğimiz noktada kendi adaylığım da dahil olarak Türkiye’nin önünü asla kapatmam. Kazanacak aday. Doğrusu budur. Benim kararlılığım bu. Benim talip olduğum yer, bu iktidarı değiştiren partinin genel başkanı olmak. Partinin şimdi adı değişti, YENİ Parti oldu.

“EKREM İMAMOĞLU 15.5 MİLYONUN ADAYI”

Ekrem İmamoğlu benim adayım değildi. Biz hem erken seçimin adayı erken belirlenir mantığıyla sonra da üzerimize doğru gelen yargı baskısı ve kuşatması noktasında Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayını belirlemesi ile ilgili tüm istişari mekanizmaları çalıştırmıştık. Bütün kurulları topladık, her türlü çalışmayı yaptık ve dendi ki Cumhurbaşkanı adayımızı belirleyelim, bunu da ön seçimle belirleyelim. Ön seçimle belirleme noktasında 1.5 milyon üyeye ulaşmıştık biz. 1.250’den 1.5 milyona çıkmıştı bizim dönemimizde parti. Fikrimi ortaya atmam ve buna rıza oluşması üzerine şubat ayını üye kayıt ayı olarak ilan ettik. Gelin, partiye kayıt olun ve mart ayında yapacağımız ön seçimde oy kullanma hakkına 500 bin üye geldi kısa şubat ayında. 2 milyona yakın üyemizle Ekrem İmamoğlu’nun da aday adayı olduğu bir süreci işletiyorduk. 23 Mart tarihinde ön seçim yapacaktık. Mansur Başkanımız ön seçime girmeyi kendi açısından doğru bulmadığını ama sonuçlarına saygılı olacağını söyledi. Zaten ön seçim günü gitti, oy kullandı. Ama kendisinin ön seçim adaylığı yoktu. Ama Ekrem İmamoğlu Başkanımız da Mansur Başkan, ben, kendisi yaptığımız bir toplantıda şunu demişti, ‘Ön seçimde adayım, seçilirsem, aday olursam eyvallah. Ama dünyanın bin türlü hali var. O durumda emaneti genel başkanıma teslim ederim.’ O bin türlü hal içinde diplomayı da tarif ediyordu, hukuki süreçleri de tarif ediyordu, adaylık tutmayabilir. Aday olduk, seçim yaklaşıyor, kazanamıyor. ‘Emaneti genel başkana iade ederim’ demişti. Ve bizim oradaki mutabakatımız geleceğe dönük olarak birlikte hareket etme noktasındaydı. 23’ündeki ön seçimden tutukluluk süresi 4 gün, 19’unda Ekrem İmamoğlu’nu aldılar. Niyet belli, o ön seçimi yaptırmamak. Herkes de yapmayacağımızı düşünüyordu. Dedim ki ‘Yapacağız.’

“GEL, SEÇ, TARİHE GEÇ DEDİK”

Bütün üyelerle ön seçime karar verdik. Üyelere de çağrımız şuydu; ‘Gel seç, tarihe geç.’ Sonra burada çok mütevazi olmayayım. O 19 Mart’tan sonraki o Saraçhane’deki yedi gün ve o arada o Saraçhane’de kalınan ve yoğun olarak ‘Ne yapacağız şimdi?’ diye düşündüğümüz günlerde yine yaratıcı bir fikir aklıma geldi. Ve dedim ki ‘Sandığın yanına bir de dayanışma sandığı koyalım.’ Ve çok uzun süredir hep konuştuğumuz seçmen yoklaması meselesini yani üye olmasa da gelsin. ‘AK Partililer gelir.’ Ya gelsin. Bence gelmez ama gelsin. Bakalım o sandıktan ne sonuç çıkacak. Arkadaşlar hatta dediler ki ‘Bizim sandık bu kadar olur, dayanışma bu kadar olur.’ Dedim ki ’Bakın ben bu işi biraz biliyorsan bizim sandık bu kadar olur, doğru. Dayanışma bu kadar olmaz, bu kadar olur’ dedim. Ben ‘5 - 6 milyon kişi gelir oy kullanır’ dedim, ‘Hadi canım’ dediler. 15.5 milyon kişi oy kullandı. O günden sonra Ekrem İmamoğlu ne benim, ne kurulların, ne partinin; milletin adayıdır. Ekrem İmamoğlu şu anda 15.5 milyon kişinin adayıdır. Bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Diplomasını iptal ettiler, birinci kademe. İkinci kademe istinaf aşaması falan. Bu işin Danıştay aşaması var. Ama orada zorluklarımız var. İki, çoklu davalarla, 20-21 dava, bunlardan her türlü açıyorlar ki ‘Birini istinafta kesinleştirip önünü keselim’ falan. Zorluklarımız var. Kendisinin tutuklu olma gibi bir zorluğu var. Ama tüm zorluklara rağmen şu anda milletin adayı Ekrem İmamoğlu’dur. Bunu görelim. Ekrem İmamoğlu ne CHP’nin adayıdır, ne YENİ Parti’nin adayıdır; milletin adayıdır. Bunu görmek lazım. Ancak kendisinin ve şartların getirdiği düzeyde Türkiye’nin geleceği ile ilgili de hem kendisiyle ilgili yaptığımız görüşmelerde ortaya koyduğu bir perspektif var. Geçmişte de ‘Başıma bir hal gelirse Genel Başkanım…’ Şimdi o mevkide değiliz, bu mevkideyiz. Ama öyle ümitsiz, umutsuz bir mevkide de değiliz. Bu gelinen noktada Ekrem İmamoğlu‘’nun aday yapılmaması için yapılan her şeyin bedelinin Tayyip Erdoğan ve AK Parti tarafından ödeniyor olması lazım. Bunu bir görelim. Tayyip Erdoğan rakibinden korkan, onun diplomasını iptal ettiren, kendi diplomasını ispat edemediği halde rakibinin diplomasını iptal ettiren ve rakibi aday olmasın diye onu hapse attıran birisidir ve bunu göze almıştır. Bunun siyasi bedelini ödemelidir. Bunun görünür olmasını kimse engellemesin. YENİ Parti oldu, Ekrem İmamoğlu, hayır. Milletin adayına karşı Cumhurbaşkanı kendinden sonraki Cumhurbaşkanına darbe yapmıştır. Kendinden sonraki iktidar partisine darbe yapmıştır. Bir partinin Cumhurbaşkanı adayını, Genel Başkanını ve kurumsal kimliğini hedef almıştır. Bizi adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme kumpasını kurmuştur. Bunu yapan Recep Tayyip Erdoğan ve onun saray düzenidir. Onun etrafındaki bir grup bürokrattır. Bir grup bürokratik oligarktır. Bu vakitten sonra bir aday gösterilecekse, bu adayı millet gösterdi, millet değiştirebilir. Bu konuda Ekrem İmamoğlu’nun ne düşüneceği önemlidir. Önümüzdeki süreçte atacağımız adımlar önemlidir. Benim temel yaklaşımım Ekrem Başkan’ın aday olamaması durumunda Ekrem Başkan kadar güçlü bir adayın millet tarafından adaylaştırılmasıdır. Ve bu noktada YENİ Parti de üstüne düşen sorumluluğu yerine getirir. Çünkü biz de milletin gözünün içine baktığı bir yeni partiyiz. Yeniyiz biz. Bu noktadan sonra temel yaklaşım; milletin dediği olur. Yani Özgür Özel’in dediği olmaz. YENİ Parti’nin zorladığı bir şey de olmaz.

“DEĞİŞİM UMUDU”

Ama YENİ Parti’nin özelliği şu; bu partinin Genel Başkanı bir önceki Genel Başkanlık, son dört kez kazandığı Genel Başkanlık seçiminin ilkinde ‘Sokak böyle demiyor beyler’ diye itiraz etmiş, ‘Değişim’ demiş; değişim umudunda gençlerle, kadınlarla, Ekrem İmamoğlu’yla, örgütle, milletle bir araya gelmiş sokağın sesini dinleyen ve onu dinledikçe de doğru işler yapan, bugün de sokaktaki desteği buna bağlı olan bir Genel Başkan. Bir iyi tarafı; YENİ Parti’nin bütün kadroları, şu anda bizimle birlikte hareket eden, sokağa inanan, sokağa güvenen, sokağın sesine güvenen, birbiriyle didişen değil, dayanışan ve yeni bir siyasi anlayışa yüzde 100 mutabık olan arkadaşlar. O yüzden hani bugün yola çıktığımız 91 milletvekilimiz de örgütlerimiz de sokaktaki bakış açısı da nereye kilitlendiğini bilen ve ne yaptığını bilen insanlar. Ve hedefimiz Türkiye’yi bir kez daha bir; demokrasiyi rayına sokmak, o sayede ekonomiyi rayına sokmak, o sayede Türkiye’nin başlattığı batılılaşma, muasır medeniyetleri yakalama, onu aşma, zenginleşme, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yani ‘Ne mutlu Türküm diyene’ diyor ya, o günkü söylendiği anlamda. Herkesin hissettiği ‘İyi ki bu ülkenin vatandaşıyım.’ ‘Lanet olsun böyle pasaporta hiçbir yerde geçmiyor’dan Avrupa’nın tamamının vizesiz olacağı, dünyada da vize sorunu olmayan bir pasaporta sahip olacak bir ülkeyi yaratmak. Bizim derdimiz bu. Herkesin karnın tok olması, işinin olması, Avrupa’nın vizesiz olması, dünyada pasaportun kıymetli, değerli olması. İsteyenin yurtdışına gitmesi ama bu ülkenin evlatlarının yurtdışında değil, dünyanın bütün yetişmiş beyinlerinin bu ülkede hayal kurması, bu ülkeyle ilgili hayal kurması. Böyle bir hedefteyiz. O yüzden biz aday belirleme yani şeye hiç takılmıyorum, öbür tarafta ne olmuş. Yani hiç olmazsa biz o işlerden kurtulduk, geldik burada huzurlu bir şeyimiz var. Orada yine o yanlış işler olmuş işte. (CHP’yi kastediyorsunuz.) Yani artık dün olanları söylüyorsunuz. Şimdi ben YENİ Partiliyim artık. CHP’li olsa delirir insan olanlara yani. Hem aday çıkar, adayını yine seçtireme ama. Çünkü organik değil, sahici değil siyaset. Vaktiyle bizim yerimize grup başkanı atama. Bir ara işte diyorlardı ki işte ‘CHP güçsüzleşecek, Özgür Özel‘in yeni grup başkanı seçeceğiz.’ 105’le seçildik, 91 ile parti kurduk, acayip de bir huzur bulduk. Oradaki o işi artık bıraktık biz yani. Soruyu değersiz bulduğum için değil ama orada yaşananları, karşı adaylıklar, mücadele falan değerlidir. Oradaki öbür o kuru inat, kibir, yıllardır bir şey olunacak orada, olunmuş. Ondandır yani. (Siz bir önceki yayınımızda Faik Öztrak’la ilgili bir şeyler söylemiştiniz) Ne güzel işte mübarek olsun. Burada grup başkanlığı hedefi yok. Burada Genel Başkanlık var, grup başkanvekilliği, genel başkan yardımcılığı yarışı yok. Burada varsa bir yarış bakanlığa dair, Cumhurbaşkanlığına dair, bakan yardımcılıklarına dair, hizmete dair.

“MESELE İKTİDARI DEĞİŞTİRMEK”

Burada mesele, iktidarı değiştirmek. Oradaki iktidar kavgası orada kalsın. Mübarek olsun. Buradaki iktidar kavgası Recep Tayyip Erdoğan’ın yerine kimi geçireceğiz. Milli Eğitim Bakanı kim olacak ki bu tarihin en berbat Milli Eğitim Bakanı’ndan, yarattığı bu tahribattan, Türkiye’de eğitimin, AK Partili kadın seçmenin evladının aldığı eğitimden memnuniyeti yüzde 19 diye ölçülüyor. 19 yani. Çocuklar okula aç gidiyorlar, aç dönüyorlar, hasta oluyorlar, okulda taranıyorlar, öldürülüyorlar, hastalık kapıyorlar. (Kendisini takip eden gazetecilere iPad hediye ediyor, biliyorsunuz değil mi?) Gördüm onu da. (Bir de müfredatla ilgili de laiklikle ilgili de çok erozyon var.) Ya hepsi hepsi. Bakın öyle bir şey ki veya bunun yanında ‘Nasıl bir vergi sistemi gelecek, nasıl bir kalkınmacı ekonomi gelecek?’ Ya o kadar yüksek potansiyeli olan büyük ülke o kadar çarçur ediliyor ki o kadar perişan edildi ki. Yani dünyada 100 bin doları geçen gayrisafi milli hasılalar var, İskandinav ülkelerinde. İnanamazsınız. Ben kefeye koyuyorum, bir gün burada anlatmadım herhalde ama gençlik bulaşmaları düzenliyorduk. İki ülkeyi kefeye koyuyorum. Anlatmaya başlıyorum. İşte birinde dört mevsim, birinde bir ay yaz. Birinde şu kadar balık, birinde bir çeşit balık. Birinde şu kadar mineral işte maden, birinde sadece doğal gaz. Birinde genç nüfus, birinde yaşlı nüfus. Birinde üç deniz, birinin içinden nehir geçen şehri bile yok, birisinin iki şehrin içinden deniz geçiyor. Birinde tarih yok, birinde üç-dört imparatorluk. Kazıyorsun tarih fışkırıyor. Birinde şu yok, bu yok. Sayıyorum böyle tamam mı? Bunu 15 dakika falan anlatabiliyorum. Avantajı, dezavantajı. Bunlardan birinde milli gelir 12 bin dolar. İşte o anlattığım günlerde 9 bin olduğu da oluyordu. Birinde  100. bin doları geçmek üzere. İşte bir aralar 78 bin dolardı. Bunlardan bir tanesi işte bir İskandinav ülkesi, bir tanesi Türkiye. ‘Hangisi Danimarka, hangisi Türkiye?’ diyorsun. Bunun Danimarka olması lazım, bu Türkiye. Niye? Kötü yönetiliyor diye. Bütün avantajlarına rağmen kötü yönetiliyor. Burayı ayıptır söylemesi 25 yıldır sosyal demokratlar yönetiyor, tıkır tıkır liyakatle yönetiyor. Doğru şeylerle. Buraı da kötü yönetiyorlar. Bunları görmek, bunları anlatmak lazım. Hani Amerika’ya fırsatlar ülkesi diyorlar ya, en büyük fırsatlar ülkesi Türkiye. Türkiye’nin işleri birazcık yolunda gitsin Türkiye’nin mesela Manisa’nın ayakkabıcıları bir anda önce Türkiye sonra dünya çapında ayakkabıcı haline geliyor. Acayip markalara dönüşüyor. Bir fırsat ver, Denizli’den neler çıkıyor, Kayseri’den neler çıkıyor. Git bir Gaziantep’i gör. Diyarbakır’daki tekstil sektörü kan ağlıyor şimdi ama bir fırsat ver bir anda neler oluyor adamlara. Girişimcisinin hem gözü kara, yatırımcısının yeteneği çok yüksek, evlatlarımızın hani iyi eğitim alıyorlar, çok doğru işler yapıyorlar. İhracat dediğinde şey. Ama öbür tarafta ne oluyor? ‘Efendimiz herkesi baskılarken TÜSİAD Başkanını alalım. İçeri mi atalım yoksa son anda adli kontrol tedbir verelim, yurt dışına çıkış yasağı verelim.’ Adamın 78 ülkede bayileri var yurt dışına çıkışını yasaklıyor. Bunun gibi bir sürü. Korku yayarak, bilmem ne yaparak, onu yaparak bunu yaparak. Özal’ın, Demirel’in, Erbakan’ın, Türkeş’in tahammül ettiği karikatürlerin yüzde 1’ine direkt Cumhurbaşkanına hakaret. Karikatür falanda da değil. Ucundan ima, şaka. Mizah, mizah. Mizah Cumhurbaşkanına hakaret olmuş. Ne karikatürler çiziliyordu o Gırgırlarda, Fırtlarda. Özal dediğiniz Allah rahmet eylesin ki biz de çok eleştirdik bir sürü şeyini. Ondan sonra Çankaya Köşkü’nün duvarlarına kendisiyle ilgili karikatürleri astırıyordu. Demirel Plastip Show’a katılıyordu yılbaşı gecesi. Kendisiyle bir yıl boyunca dalga geçenlerle yeni yıla giriyordu yani. Yani ülkenin Başbakanı hakkında bu kadar fıkra kitabı vardı. Adam kendi fıkra kitabına, ‘Birazcık abartmışlar’ falan diyordu, yazık. Bir sayfasına Erdoğan’ı söyle, Yıldırım Akbulut’a yapılanların bir sayfasını Erdoğan’a söyle vallaha o seçime kadar güneş yüzü göstermezler adama.”

"CEMİL BEY BİRAZ ACELE ETTİ"

CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın durumuna ilişkin soruyu Özel, şöyle yanıtladı:

“Cemil Bey’in durumu şöyle. CHP’den ‘Bir an önce parti kurmalıyız’ diye istifa etti ve hatta benimle yaptığı görüşmede hatta ben dedim ki ‘Ya öyle böyle demişsiniz, benim rızam yok bu işe’ dediğimde bana dedi ki ‘Ya sizin sırtınızdan birilerinin yük alması lazım. Hep biz size yük oluyoruz’ diyerek böyle son görüşmelerimiz falan böyleydi. ‘Yeni parti kurulacak oraya gideceğim, yeni parti kurulmalıdır’ dedi. Biz YENİ Parti’yi kurduk. Bilmiyorum Cemil Bey’in durumuyla ilgili ama İzmir’de İzmir’i tutamıyoruz. Bütün belediye başkanı, belediye meclis üyelerimiz ‘YENİ Parti’ye gelmek istiyoruz’ diyorlar. Cemil Bey de tahmin ediyorum hani o günkü yaklaşımı belediye meclis üyelerine ve başkanlara ‘Bir an önce gitmeliyiz’ diyordu, onlar da ‘Genel Başkanla birlikte hareket edeceğiz’ diyorlardı. Şimdi bu tarafından bakarsan biz Cemil Bey’in dediğine geldik veya diğer arkadaşlar. Öbür taraftan bakarsan Cemil Bey biraz acele etti, biz disiplin içinde bir süreç getirdik. Ama bizimle yolunu kesiştirmek isteyen, bizimle meselesi olmayan herkesle bir arada oluruz. Cemil Bey’le benim kişisel olarak bir sorunum yok. Ama Cemil Bey’le bizim zamanlama sorunlarımız olabiliyor, oldu. Severiz kendisini. Bakacağız yani. Ne diyeyim Cemil Bey’e?”

 "TÜRKİYE'NİN ORTAK GELECEĞİNİ İNŞA EDECEĞİZ"

Programın sonunda Özel, sözlerini partinin süreçlerine ilişkin bilgi vererek tamamladı:

"Ağustosun yarısından Ekim’in ortasına kadar 60 günlük bir sürede partiyi Anadolu’da milletle birlikte ete, kemiğe büründüreceğiz. Ortak gelecek toplantıları yapacağız, ortak geleceğimizi arayacağız. Bütün Cumhuriyet Halk Partilileri bekliyorum. Bütün demokratları bekliyoruz. Muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, liberal demokratlar, sosyalist demokratlar, Kürt demokratlar, bütün demokratları bekliyoruz. Ülkesini seven herkesi bekliyoruz. Bu ülkeyi seven, ortak geleceği birlikte arayacağız, birlikte kuracağız. Bir ortak gelecek arayışında, yürüyüşünde, bir partileşme sürecindeyiz. Sonra da aynı ortak gelecek için benzer düşünen, bu ülke için düşünen bütün siyasi partilerle de ortaklaşabildiğimiz her alanda ortaklaşacağız. Kimseyi dışlamayan, herkesle birlikte olabilen, tek niyeti bu ülkenin ortak geleceğini birlikte inşa edecek, Atatürk’ten, Atatürk ilke ve devrimlerinden, misak-ı milli sınırlarından, ay yıldızlı al bayraktan taviz vermeyen herkesle birlikte. Dün filenin sultanları Çin’de İstiklal Marşı çalınırken gırtlağı düğümlenen kim varsa o bizim ittifak ortağımızdır. Onlarla birlikte Türkiye’nin ortak geleceğini inşa edeceğiz.”

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

DİĞER HABERLER

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası