
EGE POSTASI - Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, tartışmalı Basmane Çukuru’yla ilgili imzalanan protokole ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Soyer, söz konusu düzenlemenin kamu yararı taşımadığını ve hak kaybına yol açacağını savundu.
Protokolün hayata geçirilmesi halinde kamu zararının oluşacağını öne süren Soyer, imar planlarının ve hukuki süreçlerin bu şekilde şartlara bağlanamayacağını ifade etti. Ayrıca bölgede öngörülen yapılaşmanın trafik yoğunluğunu artıracağını ve Kültürpark çevresini olumsuz etkileyeceğini dile getirdi.
MECLİS ÜYELERİNE ÇAĞRI
Tunç Soyer, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi üyelerine protokolü onaylamamaları yönünde çağrıda bulunarak, kararın kentin geleceği açısından önemli olduğunu vurguladı.
Soyer'in açıklaması şu şekilde;
Kuralsızlığın hakim olduğu, geçmiş kazanımların, emeklerin, değerlerin yok sayıldığı ve mührü elinde tutanın her şeyi yapmaya muktedir olduğunu sandığı bir siyasi iklimi yaşıyoruz. Gücü elinde tutan keyfince karar alabileceğini zannediyor.
Maalesef bütün dünyada zamanın ruhu bu!
Ama İzmir’in ruhunu okuyamayanlar, bu siyasi iklimden cesaret bularak, İzmirlilere her şeyi yutturabileceklerini sanıyorlar.
Basmane Çukuru’ndan söz ediyorum.
5 yıl bu şehirde büyükşehir belediye başkanlığı yapmamış olsam, iyi niyet protokolünü ve ardından yapılan açıklamayı okuyunca, tereddütler geçirebilirdim. Ancak geçmişi ve gerçeği biliyorum. O nedenle bu yazıyı yazmak şart oldu.
TMSF İLE TAPULARIN BELEDİYEMİZE İADESİ KONUSUNDA GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARDIK
Öncelikle tek cümleyle ifade edeyim;
2026 Ocak ayında İzbb Meclisinden yetki alınarak yapılan “iyi niyet” protokolü, kelimenin anlamıyla “kötü niyet” protokolüdür. Yalan yanlış açıklamalarla savunulmaya çalışılmaktadır.
“İmzalanacak protokol halihazırda %11 olan mülkiyet payını %30 olarak sağlama bağlıyor”muş; “esnaf ve tacirin lehine olacak”mış; “önce kamu sonra belediye lehine çözüm getirecek”miş; vesaire, vesaire…
Bunların hiçbiri doğru değil.
Görev sürem içinde defalarca TMSF ile görüşmeye gittim. Kısmen yol alınmış olsa da nihai sonuca bir türlü ulaşamayınca, arsa ile ilgili tapu iptal davası açtık. Bırakın %11’i, %30’u, ARSANIN TAMAMININ mülkiyetini geri almak için açtığımız tapu iptal davasında, bilirkişi raporları lehimize geldi. Ayrıca 8,5 milyon dolarlık (yaklaşık 370 milyon lira) teminat mektubunun nakde döndürülerek belediyemize ödenmesini talep ettik.
Davanın açılmasından sonra TMSF ile tekrar görüşmelere başladık ve prensip olarak karşılıklı belirlenecek bir tazminat karşılığında, TAPULARIN BELEDİYEMİZE İADESİ KONUSUNDA GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARDIK.
TMSF tarafından gönderilen “TMSF Ek Sözleşme Taslağı” 13. Maddesi ile karşılıklı ibralaşarak uzlaşma noktasına yaklaştığımızı bilmiyor muydunuz?
Elbette biliyordunuz. Bunları bile bile, her şeyi, hepsini yok saydınız.
159 yıllık kurumun hafızasını yok etmekle, bunların da unutulacağını sandınız.
Yanılıyorsunuz, içeride de olsam yaşıyorum, hafızam yerinde ve geçmişin hakikatinden kurtulamayacaksınız.
5 cümleyle özetlemek gerekirse;
TMSF’yi, İzBB’yi ve İzBB Meclis üyelerini hukuki sorumluluk altına sokacak bu girişim derhal durdurulmalıdır.
İmar planları ve imar hukuku şarta bağlanarak bir sözleşmeye konu edilemez.
Geliri özel sektöre, gideri kamuya ait bir sözleşme kamu zararı yaratır.
Bu araziye yapılacak yüksek ve yoğun yapılaşma ile doğacak trafik yoğunluğu, İzmir’in en önemli giriş-çıkış noktalarından birinde ciddi tıkanıklığa sebep olacak, ihtiyaç duyulacak yoğun enerji ve alt yapı donanımı, bitişiğindeki Kültürpark’ın ekolojisini tahrip edecektir.
İzmirliye, İzmir’in hakkına zarar verecek bu “satış” yapılmamalıdır. Burası İzmirlinindir ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mülküdür.
Sonuç olarak İzmir; adeta bu şehrin sigortası olan meslek odalarıyla, sendikalarıyla, STK’larıyla, namuslu, ilkeli basın emekçileriyle, eski başkanlarıyla demokrasinin kalesidir. İzmir için büyük kayıplara yol açacak bu hukuksuzluğa asla izin vermeyecektir.
Çünkü onlar var oldukça, bütün dünya çürüse, İzmir o eşsiz ruhunu koruyacaktır. İşte o ruh, size verilen yetkiyi, gücü, mührü, keyfi kullanmanızın önündeki en büyük engeldir.
İzmir’in en üst düzey seçilmiş temsil organı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’dir. Bu Meclis’in şerefli, namuslu üyelerine seslenmek istiyorum. Önünüze gelecek bu taslağa asla onay vermeyiniz. İzmir’in “sarı öküzü”nü vermek ve büyük rantlara sebep olmak anlamına gelecek bu onay; bırakınız her biriniz için doğuracağı yasal sorumlulukları, ömür boyu vicdanen yakanızı bırakmayacak, tarih boyunca kara bir leke olarak kalacaktır.
İzmir’in tüm milletvekillerine seslenmek istiyorum. İzmir’in hakkını korumak; zaman zaman farklı tercihleriniz olsa da hepinizin ortak paydasıdır. TMSF ile anlaşarak ya da hukuki sürecin sonunda kazanmanın eşiğine gelinen Basmane Çukuru davasına destek verin. İzmir’in hakkının, İzmir’in gözü önünde zayi olmasına izin vermeyin.
İzmirliler, İzmir’in sahipsiz olmadığını görmek istiyor.
Hem İzmir Büyükşehir Meclisi üyelerine hem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine hem de İzmir’i İzmir yapan tüm kurum temsilcilerine sesleniyorum;
Lütfen bir adım öne çıkın, gösterin kendinizi,
İzmir, İzmirliler bunu hakkediyor..!
Sayfa başına git







