YIL 1989...
Yer Beyoğlu. Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi’nin belediye başkan adayı olarak sahaya iniyor. Partisinin oyunu yüzde 17,71 artırıp yüzde 22,83’e taşıyor. Büyük bir rüzgar yakalıyor ama seçimi kaybediyor. Bu, Erdoğan’ın siyasi hayatındaki ilk mağlubiyetiydi.
YIL 1994... Yer İstanbul.
O mağlubiyetten devasa bir ders çıkaran Erdoğan, bu kez Büyükşehir adayı olarak sahneye çıkıyor. Yüzde 25,19 oyla sandıktan birinci çıkıyor. Sadece İstanbul’u almakla kalmıyor, Türk siyasetinin akışını tamamen değiştiriyor.
Durup dururken 1994 İstanbul seçimlerini neden mi hatırlattım?
Gelin anlatayım.
Çünkü bugün İzmir’de öylesine bir tablo var ki...
Bana buram buram 1994 öncesi İstanbul’u, o dönemin sarsılmaz denilen "Sosyal Demokrat kalesini" hatırlatıyor.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım: AK Parti iktidara geldiği günden beri İzmir, CHP’nin sarsılmaz kalesi oldu mu?
Oldu.
Peki, bugün durum ne?
Bugün İzmir CHP’si, kendi tarihinde hiç olmadığı kadar karmaşık…
Hiç olmadığı kadar dağınık. Hiç olmadığı kadar kendi içine dönük…
Şu manzaraya bir bakar mısınız:
Bir yanda; Başarısız ilçe belediye başkanları, çözülemeyen kronik sorunlar ve on yıllardır eli CHP’den başkasına gitmeyen o "kemik seçmenin" bile kafasının fena halde karışmış olması...
Diğer yanda; Vites yükselten, muhalefet dozunu her geçen gün artıran bir AK Parti.
Öte yanda; Bu muhalefet karşısında cılız kalan, tepkileri yetersiz olan Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay.
Ve en vahimi; Bu dağınıklığı toparlayamayan, sıfır muhalefet ve sıfır refleksle hareket eden CHP örgütleri.
İzmirli seçmen ne yapıyor dersiniz?
İzliyor. Kıyaslıyor.
Ve yoruluyor.
İstanbul’da sosyal demokratların yaşadığı o büyük kırılmanın taşları, bizzat CHP’nin kendi elleriyle İzmir’de döşeniyor.
Gelelim asıl meseleye, yani sadede...
Geçtiğimiz günlerde NEO TV ekranlarında AK Parti Manisa Milletvekili ve MKYK Üyesi Mücahit Arınç’ı ağırladık. Canlı yayın bittikten sonra kendisiyle İzmir siyaseti üzerine derinlemesine bir sohbete daldık. Sohbetin bir yerinde Arınç, bütün taşları yerinden oynatacak o çarpıcı cümleyi kurdu: “İzmir’de aday olacak ismin şimdiden açıklanması ve sahaya inip hemen çalışmaya başlaması AK Parti için en doğru yöntem olacaktır.”
Durun!
Bu öylesine söylenmiş bir söz değil. Bu, AK Parti’nin yakın gelecekte İzmir için oyunun kurallarını değiştirecek "stratejik" bir hamle hazırlığında olduğunun en net işareti.
Peki o isim kim olabilir?
AK Parti sürpriz yapıp bir kadın aday gösterir mi?
İşte tam burada sahneye son derece dikkat çekici bir figür çıkıyor: AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı.
Vekil Çankırı, siyaseti yalnızca kürsüden yapanlardan değil; sahaya yaşayan bir isim…
Şunu net söyleyeyim: AK Parti’nin yıllardır İzmir’de bir türlü tutturamadığı o frekansı, sokağın o dilini Çankırı yakalamış durumda. Tepeden bakmıyor. Gözün içine bakıyor. Sahici bir diyalog kuruyor. Bunu vekil Çankırı ile karşılaşanlar ve sosyal medya hesaplarını takip edenler görecektir… En son paylaştığı, 27. Uluslararası Bayındır Çiçek Festivali’ndeki görüntülerine baksın. İzmirlinin aradığı tam da o "mesafesiz" siyaset tarzını görecektir.
Şimdi bütün bu yapbozun parçalarını birleştirelim: CHP’nin rehaveti... İzmirlinin bıkkınlığı...
AK Parti'nin adayı şimdiden açıklama ihtimali...
Ve sahada sokağın nabzını tutan Ceyda Bölünmez Çankırı gerçeği...
Bunu ben söylemiyorum sokakta karşılaştığımız izmirliler konuştuğum CHP'liler söylüyor...
Şimdi soruyorum size: Tıpkı 1989’da Beyoğlu’nda kaybeden ama 1994’te İstanbul’u alan Erdoğan gibi... Konak’ta yerel seçimi kaybeden Ceyda Bölünmez Çankırı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlık koltuğuna oturur mu?
Tarih, bu kez İzmir’de tekerrür eder mi?
Ne derler bilirsiniz...
Siyaset, "olmaz" denilenin olduğu yerdir.
Bekleyip göreceğiz.