EGEPOSTASI- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultayına yönelik verdiği ‘mutlak butlan’ kararının yankıları sürmeye devam ediyor. CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’dan çarpıcı bir açıklama geldi.
"YARGITAY ACİLEN TOPLANSIN" ÇAĞRISI
‘Mutlak butlan’ kararını ‘darbe’ olarak nitelendiren Özkan, “Yargıtay acilen toplanmalıdır” çağrısında bulundu. Mahkemenin ana muhalefet partisini ‘iptal’ sıfatıyla boşa düşürdüğünü savunan Özkan, tüm ülkenin ucu açık bir kaosa sürüklendiğini ifade etti.
Siyasi Partiler Kanunu’nu işaret eden Özkan, bir ilçe seçim hâkiminin dahi en ufak bir usulsüzlükte yeni seçim takvimini belirlemek zorunda olduğu bir sistemde, bölge adliye mahkemesinin CHP’yi takvimsiz bırakmasına tepki gösterdi.
"HUKUK İLKESİ AYAKLAR ALTINA ALINDI"
Hukukun en temel ilkelerinden biri olan ‘evleviyet’in ayaklar altına alındığını da savunan CHP’li Özkan, “Bir organ seçimi iptal edildiğinde 1 ila 2 ay içinde seçim şartı koşan kanun koyucu, partinin EN ÜST irade organı sıfırlandığında ucu açık bir ara rejime asla göz yummaz!” ifadelerine yer verdi.
"CEZAİ YAPTIRIM KOCA ASIRLIK ÇINARA UYGULANAMAZ"
Öte yandan ‘kurultay iradesinin sakatlandığı’ iddialarına da değinen Özkan, hukuki yaptırımların kurumsal yapılara değil, doğrudan suçu işleyen şahıslara yönelik olması gerektiğinin altını çizerek, “Cezai yaptırım suçlu aktörlere uygulanır; koca bir asırlık çınarın, tüzel kişiliğin infaz edilmesine değil!” dedi.
'DEMOKRASİ' VURGUSU
'Demokrasi'ye atıfta bulunan Özkan, partinin geleceğine karar verecek tek şeyin parti üyelerinin ve delegelerinin olduğunu hatırlatarak, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, partinin kaderi de kayıtsız şartsız DELEGENİNDİR!" çıkışında bulundu.
Açıklamanın devamında ise net bir tavır sergileyen Özkan, "Bu karar Yargıtay'dan dönecek" ifadelerini kullandı.
CHP’li Özkan’ın yapmış olduğu açıklamanın tamamı şu şekilde:
“YARGITAY ACİLEN TOPLANMALIDIR.
BUTLAN SONSUZA KADAR SÜREMEZ!
1/ Ankara BAM'ın CHP kurultayına vurduğu “mutlak butlan” darbesi, sadece bir partiyi değil, Türk demokrasi hukukunu tam kalbinden vurmuştur! Mahkeme, koca bir ana muhalefet partisini "iptal" sıfatıyla boşa düşürürken, tüm ülkeyi ucu açık bir siyasi kaosa sürükledi. Bunun devamı partiler sistemi ve oy vererek yönetimi değiştirebilmeyi, demokrasiyi yok eder.
2/ Hukukun temel görevi yıkmak değil, onarmaktır! Mahkeme, kurultayı kökten hükümsüz kılarken, ortaya çıkan muazzam yönetim savrulmasını dolduracak TEK BİR somut adım atmadı. Ortada onarıcı bir adalet değil, siyasi bir "organsızlaştırma" krizi var!
3/ Çözüm kör göze parmak kadar netti: Siyasi Partiler Kanunu m. 21/9’u kıyasen uygulamak! Bir ilçe seçim hâkimi en ufak bir usulsüzlükte yeni seçim takvimini belirlemek ZORUNDAYKEN, koca bölge adliye mahkemesi nasıl olur da koca partiyi takvimsiz bırakır?
4/ Hukukun en kutsal ilkelerinden "Evleviyet" (haydi haydi) burada ayaklar altına alınmıştır. Bir organ seçimi iptal edildiğinde 1 ila 2 ay içinde seçim şartı koşan kanun koyucu, partinin EN ÜST irade organı sıfırlandığında ucu açık bir ara rejime asla göz yummaz!
5/ Siyasi partiler sıradan birer dernek ya da ticari şirket değildir. Anayasa m. 68 uyarınca kamu düzeninin ta kendisidir! Mahkemenin, bir partinin geleceğini ucu açık bir kayyum ya da yetkisizlik girdabına hapsetmesi, yargısal bir vesayet girişimidir.
6/ Kurultay iradesini sakatlayan, delegeyi baskılayan, hileye ve usulsüzlüğe bulaşan kim varsa canı cehenneme! Zaten SPK m. 121 bunun için var. Cezai yaptırım suçlu aktörlere uygulanır; koca bir asırlık çınarın, tüzel kişiliğin infaz edilmesine değil!
7/ Mahkeme "Ben iptal ettim, gerisi beni ilgilendirmez" konforuna sığınamaz. TMK m. 1/2 hâkime net bir "kanun boşluğunu doldurma" borcu yükler. Ortaya çıkan bu devasa meşruiyet boşluğunu seyretmek, adaletin adalet eliyle katledilmesidir.
8/ Ve şimdi en net öngörüyü yapalım: BU KARAR YARGITAY’DAN DÖNECEK! HMK m. 297’ye göre bir mahkeme hükmünün net, açık ve "infaz kabiliyeti" olan bir nitelikte olması şarttır. Sonu belirsiz, ucu açık, partiyi kilitleyen bu karar usulden çökmeye mahkumdur.
9/ Yargıtay’ın tarihsel refleksi ve yerleşik içtihatları ortadadır: Yargısal müdahale, demokratik işleyişin önünü açmak için yapılır; kurumsal sürekliliği yok etmek için değil. Yargıtay, bu takvimsiz kaos hükmünü kamu düzeni adına resen bozacaktır!
10/ Son söz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse, partinin kaderi de kayıtsız şartsız DELEGENİNDİR! Mahkemeler takvim belirlemeden irade gaspı yapamaz. Yargıtay bu tarihi hatayı düzeltecek ve son sözü asıl sahibine, yani sandığa iade edecektir! Bu bir zorunlukuktur”