
EGE POSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir eski Milletvekili ve eski İl Başkanı Tacettin Bayır, NEO TV'de yayınlanan Haber Aktif programında Alper Baran Esin'in konuğu oldu. Gündeme dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Bayır; yargı eliyle siyasete müdahale edildiğini, CHP'li belediyeler üzerinde algı operasyonları yürütüldüğünü ve parti içindeki ayrışmaların iktidarın ekmeğine yağ sürdüğünü vurguladı.
İşte Tacettin Bayır'ın programda yaptığı açıklamalardan öne çıkan başlıklar:
YARGI MÜDAHALELERİ VE ŞAFAK OPERASYONLARI
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 103 yıllık köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve 43 yıllık siyasi hayatında parti içi meselelere mahkemelerin bu denli müdahil olduğuna hiç şahit olmadığını belirten Bayır, yargı kararlarını sert bir dille eleştirdi.
KUMPAS İDDİALARI VE "GİZLİ TANIK" SENARYOLARI
Ergenekon ve Balyoz süreçlerindeki "çamur at izi kalsın" mantığının bugün de devrede olduğunu iddia eden Bayır, gizli tanık ifadelerindeki tutarsızlıklara dikkat çekti:
"Belediye başkanlarının ya da genel başkanların evlerine milyonlarca liranın çantalarla, duvar üstlerine bırakılarak götürüldüğü iddia ediliyor. Parayı nereden buldun sorusuna 'eşten dosttan borç aldım' deniliyor. 47 yıllık bir iş insanı olarak söylüyorum; kimse böyle bir parayı bankadan çekmeden, elden bulamaz. Bunların hepsi, 'önce içeri alalım, sonra altını doldururuz' mantığıyla yapılan ve aklanacakları kesin olan mesnetsiz suçlamalardır."
SİYASİ MÜHENDİSLİK VE 1994 UYARISI
İktidarın 24 yıllık düzeninin bozulma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, son seçimlerde CHP'nin birinci parti çıkmasının iktidarı rahatsız ettiğini belirten Bayır, uygulanan stratejiyi şu şekilde özetledi:

PARTİ İÇİ BÖLÜNME TEHLİKESİ VE KURULTAY TARTIŞMALARI
Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu ekseninde yaşanan parti içi tartışmalara da değinen Bayır, kutuplaşmanın CHP'ye değil iktidara yaradığını ifade etti.
ERKEN SEÇİM İHTİMALİ VE GERÇEK GÜNDEM: EKONOMİ
Yakın zamanda bir erken seçim beklemediğini dile getiren Tacettin Bayır, iktidarın emekli ikramiyelerinde ve maaşlarda seçime yönelik bir artış yapmamasını buna bağladı. AKP'nin anketlerde ikinci parti konumunda olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın birinci parti çıkacağından emin olmadan seçime gitmeyeceğini iddia etti.
Bayır, sözlerini Türkiye'nin gerçek gündemine dönmesi gerektiği vurgusuyla tamamladı:
"Paramız pul olmuş, mutfakta inanılmaz bir yangın var. Anneler çocuklarını aç yatırıyor. Emekli aldığı tazminatla bir araba bile alamıyor. Bizim konuşmamız gereken asıl mesele budur. Ancak suni gündemlerle bizi kendi içimizde tartıştırarak bu gerçekleri perdelemeye çalışıyorlar."
Çağatay Güç’ün açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tacettin Bayır, Güç’e bu konuda uyarıda bulunduğunu belirterek, “Basın seni aradığında önce şunu sormalısın: Buna CHP İzmir İl Başkanı olarak mı cevap vermemi istiyorsunuz, yoksa Çağatay Güç olarak mı? Çünkü ikisi aynı şey değil” dedi.
Güç’ün bireysel olarak sert bir üslup kullanabileceğini ancak CHP İzmir İl Başkanı sıfatıyla aynı dili kullanamayacağını ifade eden Bayır, “Çünkü sen Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir İl Başkanı’sın. Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2 milyonluk üyesini temsil ediyorsun. Olaya bu boyuttan bakmalı” değerlendirmesinde bulundu.
Güç’ün göreve yeni başlamış olmasından kaynaklı bir acemilik ya da heyecan yaşadığını düşündüğünü belirten Bayır, “Yeni yeni aşacağını düşünüyorum. Tabii eğer müsaade ederse yeni gelen yönetim” dedi.
Parti içinde disiplin sağlama amacıyla bazı adımlar atılabileceğini ancak bu tür hamlelerin süreci zorlaştırabileceğini dile getiren Bayır, Kemal Kılıçdaroğlu’nun deneyim ve birikimiyle bu durumu bir süre öteleyebileceğini söyledi. Açıklamada, “Bu hatayı bir defa yaptı ama tekrar edecek mi etmeyecek mi, gözlemlenebilir. İkinci kez yaparsa belki işleme konulabilir” ifadeleri kullanıldı.
İzmir delegasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bayır, İzmir’in yaklaşık 60’ın üzerinde kurultay delegesi olduğunu belirterek, aldığı bilgilere göre delegelerin yaklaşık üçte birinin Kemal Kılıçdaroğlu’nu, üçte ikisinin ise Özgür Özel’i desteklediğini söyledi.
Bu tabloya göre olası bir kurultayda Özgür Özel’in seçimi açık ara kazanacağını savunan Bayır, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olacağını düşünmediğini ifade etti.
Kılıçdaroğlu’nun kaybedeceği bir seçime girmeyeceğini dile getiren CHP’li Bayır, mahalle delege seçimlerinden başlayarak ilçe kongreleri ve il kongreleriyle yeni bir yapılanma sürecine gidilmesi gerektiğini belirtti. Mevcut kadronun yeni bir delegasyon oluşturması halinde dahi başarıya ulaşma şansı görmediğini ifade eden Bayır, “Kemal Bey, kaybedeceği bir yarışa girmez. Orada artık bir tek şart kalır. Bana göre bir abilik yapması. Özgür Özel’in elini kaldırıp ‘Bu genç kardeşimle devam edeceğiz’ demesi gerekiyor. Bunu bekliyoruz” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun çevresindeki bazı isimlerin buna izin vermeyebileceğini savunan Bayır, bu kişilerin yeniden milletvekili olma beklentisi taşıdığını öne sürdü.
CHP’de yargı sürecine ilişkin iddiaları değerlendiren Bayır, tedbir kararının hemen çıkacağı yönünde parti içinde yaygın bir beklenti olmadığını söyledi.
Yargı konusunun bu kadar tartışıldığı bir dönemde tedbir kararının kısa sürede çıkmasını beklemediğini belirten Bayır, tedbirin kaldırılması için davanın sonuçlanması gerektiğini ifade etti.
Sürecin AK Parti’nin elinde olduğunu savunan Bayır, yargının bu davayı uzatabileceğini ileri sürdü. Açıklamada, “Burada yargı Cumhuriyet Halk Partisi’nin üzerinde sopa gibi tutuluyor” denildi.
Hukukun siyasi hesaplaşmaların aracı haline gelmesi halinde demokrasinin güven kaybedeceğini vurgulayan Bayır, halkın yaptığı seçimin sürekli tartışmaya açılmasının toplumun devlete olan inancını zayıflatacağını belirtti.
CHP’de son 10 yıldır parti örgütlerinin değil, belediyelerin belirleyici hale geldiğini savunan CHP’li Bayır, bu durumun İzmir’de de yaşandığını söyledi.
Parti Meclisi, Genel Merkez ve MYK’nın parti yönetiminde eskisi kadar belirleyici olmadığını ifade eden Tacettin Bayır, “İzmir’de de bu böyle. Belediyelerin partiyi yönettiğine inanıyorum artık” dedi.
Belediye başkanlarının kurultay delegeleri üzerinden Parti Meclisi listelerinde etkili olduğunu savunan Bayır, geçmişte belediye başkanlarının parti işleyişine bu ölçüde müdahale etmediğini belirtti.
CHP tüzüğüne göre seçilmiş il başkanının aynı zamanda Büyükşehir Belediye Meclisi grup başkanı olduğunu hatırlatan Bayır, il başkanının grupta alınacak kararların sosyal demokrat politikalara uygun olup olmadığını denetleme yetkisine sahip olduğunu söyledi.
Benzer şekilde ilçe belediyelerinde de ilçe başkanlarının grup başkanı olduğunu belirten Bayır, bu yapının il ve ilçe başkanlarına belediye başkanları üzerinde bir denetim yetkisi verdiğini ifade etti.
Ancak son 10 yılda İzmir’de il başkanlarını belediye başkanlarının belirlediğini savunan Bayır, “Kendi müfettişini kendi tayin eder gibi bir durum oluyor” dedi.
Belediyelerde işe alınan partililerin delege yapılması yoluyla bu gücün sağlandığını öne süren Bayır, belediyelerin denetiminin parti örgütlerinin elinden alındığını belirtti.
İlçe belediye başkanlarının ilçe başkanlarını, büyükşehir belediye başkanlarının ise il başkanlarını önerdiği bir yapıda, Genel Merkez’in alternatif isimlerin çıkmasına izin vermemesi durumunda mevcut tablonun ortaya çıktığını söyledi.
İzmir’de yaşanan durumun mevcut il başkanına da haksızlık olduğunu ifade eden Bayır, il başkanının yarışarak göreve gelmesi halinde ilçeler ve ilçe başkanları üzerinde otoritesinin daha güçlü olacağını belirtti.
Güzelbahçe Belediyesi’ne yönelik operasyonla ilgili konuşan Bayır, oğlunun da Güzelbahçe’de belediye meclis üyesi olduğunu belirterek dosyaya ilişkin bilgi aldığını söyledi.
Dosyada ciddi bir delil olmadığını öne süren Bayır, yalnızca müteahhitlik yapan bir kişinin şikayetinin bulunduğunu ifade etti. Söz konusu kişinin 45 bin lira rüşvet verdiğini iddia ettiğini aktaran Bayır, bu paranın aslında belediye başkanının oğlunun hayattayken işlettiği restoranda yenen yemeğin bedeli olduğunu savundu.
Kalabalık bir grubun restoranda yemek yediğini ve 46 bin liralık fatura kesildiğini belirten Bayır, “Yemek parası rüşvet parası olarak aktarılmış. Sonra gidip ‘Belediye işimi yapmadı, para verdiğim halde inşaat ruhsatımı vermedi’ diye şikayet ediyor” dedi.
Söz konusu paranın belgeli bir yemek ödemesi olduğunu savunan Bayır, bir belediye başkanının bu beyana dayanarak gözaltına alınmasını eleştirdi.
Açıklamada, “Bırakın gözaltına almayı, bir de İçişleri Bakanlığı görevden uzaklaştırıyor. Beyana dayalı. Böyle bir şey olabilir mi ya?” ifadeleri kullanıldı.
Buca Belediyesi’ne yönelik operasyonla ilgili de değerlendirmelerde bulunan CHP’li Bayır, bir önceki belediye başkanının gözaltına alındığını hatırlattı.
İddiaların büyük ihtimalle ihaleler ve inşaat ruhsatlarıyla ilgili olduğunu belirten Bayır, ruhsat veren birimde bazı iddiaların gündeme gelmiş olabileceğini söyledi.
Olası usulsüzlüklerin belediye başkanı düzeyinde değil, alt kademelerdeki memurlarla ilgili olabileceğini savunan Bayır, “Olduysa da altta olabilir. Ruhsatını çıkartın, hızlandırın denmişse o zaman suçunu çeksin zaten alttaki memur” dedi.
Hiçbir belediye başkanının ya da belediye çalışanının yargılanmaması gerektiğini söylemediklerini vurgulayan Bayır, usulsüzlük yapan varsa gerekli cezanın verilmesi gerektiğini ifade etti.
Yargı sürecine karşı saygılı olduklarını belirten Bayır, “Bizim yargıya karşı boynumuz kıldan ince. Ama bu adaletli yapılsın, hakkaniyetli olsun” dedi.
Partili gençlere ve gelecekte siyaset yapacak isimlere de çağrıda bulunan Bayır, siyasette üslubun önemine dikkat çekti.
İleride yeniden aynı masaya oturulabilecek kişiler hakkında kötü söz söylenmemesi gerektiğini belirten Bayır, “Yüz yüze bakmaya yüzünüz olsun” ifadelerini kullandı.
Siyasette günün birinde karşıt görüşteki kişilerle de aynı masaya oturup sorun çözmek zorunda kalınabileceğini dile getiren Bayır, meselenin memleket, parti ya da CHP meselesi olması halinde düşman olunsa bile tokalaşarak çözüm aranması gerektiğini söyledi.
Sayfa başına git







