Siyasette güzel bir alışkanlık vardır.
Bir proje açıklanır.
Kurdeleler kesilir.
Fotoğraflar çekilir.
Teşekkürler edilir.
Ve herkes başarı hikayesinin bir parçası olmak ister.
Ama nedense o başarı hikayesinin görünmeyen kahramanları çoğu zaman unutulur.
İşte bugün size tam da böyle bir hikayeyi hatırlatacağım.
Hem de İzmir'in Çiğli ilçesinden...
AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ı ziyaret etti.
Ziyaretten güzel bir haber çıktı.
Çiğli'ye Millet Bahçesi yapılacak!
Güzel proje.
Çiğli'nin böyle alanlara ihtiyacı var mı?
Elbette var.
Eyyüp Kadir İnan'ın projeye sahip çıkması da önemli.
Peki...
O Millet Bahçesi'nin yapılacağı arsanın geçmişini bilen kaç kişi var?
Daha önemlisi...
Bugün müjdesi verilen o arazinin FETÖ'nün elinden alınması için yıllarca kim mücadele etti?
İşte asıl mesele burada başlıyor.
BİR KADININ YARIM KALAN HAYALİ...
Biraz geriye gidelim.
Adı Hatice Bahriye Yağcı.
96 yaşında hayata veda eden bir hayırsever.
Tek bir hayali vardı.
İzmir'e bir hastane kazandırmak.
İnsanlar tedavi olsun.
Hastalar şifa bulsun.
Kendisinden sonra da adı güzel bir hizmetle yaşasın.
Bu düşünceyle çok kıymetli arazisini bağışladı.
Ancak Yağcı, hastane yapılacağı sözüyle kandırıldığını söyleyerek hayatının son döneminde bağışladığı araziyi geri almak için mücadele etti.
Ölmeden önce söylediği sözler ise insanın vicdanını sızlatacak cinstendi: "Adıma bir hastane yapılması en büyük arzumdu. Ancak beni kandırdılar."
Düşünebiliyor musunuz?
Bir insan bütün iyi niyetiyle bir hayır yapmak istiyor.
Ama hayatının son günlerini hayal kırıklığıyla geçiriyor.
Ve ne yazık ki bağışladığı araziyi geri alamadan bu dünyadan göçüp gidiyor.
Peki hikâye burada bitiyor mu?
Hayır!
HERKESİN SUSTUĞU YERDE ADNAN YILMAZ VARDI!
O dönem AK Parti İzmir siyasetinin önemli isimlerinden biri olan eski İl Başkanı Adnan Yılmaz, bu meselenin peşini bırakmadı. Yağcı'nın bağışladığı arazinin FETÖ'nün elinden alınması için uzun yıllar mücadele etti.
Hukuki girişimlerde bulundu.
Davalar açtı.
Konunun takipçisi oldu.
Üstelik bu mücadeleyi verirken yalnızca karşısındaki yapıyla uğraşmadı. Kendi siyasi çevresinde de ciddi baskılarla karşılaştığı, itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı ve çeşitli tehditler aldığı iddiaları gündeme geldi.
Ama geri adım atmadı.
Şimdi burada bir soru sormak gerekiyor.
Adnan Yılmaz o gün bu mücadelenin içine girmeseydi, bugün o arazinin geleceği ne olurdu?
Bu sorunun cevabını, sürecin hukuki belgeleri ve geçmişte verilen kararlar ortaya koyacaktır.
Ancak şu gerçeği görmezden gelmek de haksızlık olur:
Adnan Yılmaz'ın yıllar boyunca verdiği mücadele, bu arazinin geçmişini anlatırken atlanamayacak kadar önemlidir.
MÜJDEYİ VERENLER KADAR MÜCADELE EDENLERİ DE HATIRLAYIN!
Şimdi gelelim bugüne...
Eyyüp Kadir İnan çıkıyor.
Çiğli'ye Millet Bahçesi müjdesi veriyor.
Proje için ilk adımlar atılıyor.
Buna itirazımız yok.
Tam tersine...
Çiğli'ye kazandırılacak her kamusal yatırım değerlidir.
Ancak benim itirazım başka bir noktaya.
Siyasette hafıza bu kadar kısa olmamalı!
Bugün bir projenin müjdesini vermek kıymetlidir.
Ama o projenin yapılacağı yerin geçmişinde mücadele edenleri hatırlamak da en az o kadar kıymetlidir.
Çünkü siyaset sadece bugünün fotoğrafından ibaret değildir.
O fotoğrafın bir de geçmişi vardır.
Ve bazen o geçmişte alkış değil, baskı vardır.
Makam değil, mücadele vardır.
Kurdele değil, dava dosyaları vardır.
Buradan AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan'a bir çağrım var.
Sayın İnan... Çiğli'ye Millet Bahçesi kazandırılması için gösterdiğiniz çaba elbette önemli.
Ama gelin, bu projenin geçmişini de unutmayın.
Adnan Yılmaz'ın yıllar önce başlattığı hukuki mücadelenin bu süreçteki yerini de kamuoyuna anlatın.
Çünkü vefa sadece aynı masada oturduklarınıza gösterilmez.
Bazen yıllar önce bedel ödemeyi göze alanlara da gösterilir.
Hatta en çok onlara gösterilir.
Bence AK Parti'nin de Çiğlilerin de Adnan Yılmaz'a bir teşekkür borcu var.
En azından verdiği mücadelenin hakkını teslim etmek gerekiyor.
PEKİ HATİCE BAHRİYE YAĞCI'NIN HAYALİ NE OLACAK?
Bir de meselenin en önemli tarafı var.
Hatice Bahriye Yağcı...
O araziyi bir gün Millet Bahçesi olsun diye bağışlamamıştı.
Bir hastane yapılmasını istemişti.
Bugün o arazinin kamu yararına değerlendirilmesi elbette sevindirici.
Ama o yaşlı kadının son arzusu da unutulmamalı.
Bence yapılması gereken çok açık.
Millet Bahçesi hayata geçirildiğinde Hatice Bahriye Yağcı'nın ismi orada yaşatılmalı.
Bir hatıra köşesi olabilir.
Bir anıt olabilir.
Ya da doğrudan onun adını taşıyan bir bölüm yapılabilir.
Çünkü bu hikâyenin başlangıcında bir siyasetçi değil...
İnsanlara şifa olsun diye malını bağışlayan bir kadın vardı.
Ve bu gerçeği unutmak, ona yapılabilecek en büyük vefasızlıklardan biri olur.
Son sözüm şu...
Eyyüp Kadir İnan'ın verdiği müjdeyi önemsiyorum.
Çiğli'ye yapılacak Millet Bahçesi'ni de destekliyorum.
Ancak birilerinin çıkıp geçmişi hatırlatması gerekiyordu.
Ben de bugün onu yapıyorum.
Millet Bahçesi'nin müjdesini vermek güzel, Ama o arsanın geçmişinde verilen mücadeleyi unutmak güzel değil.
Çünkü...
Müjdeyi verenler alkışlanırken, yıllarca mücadele edenler unutulmamalı.
Ve unutmayalım...
Bir projeye sahip çıkmak siyasettir.
O projenin geçmişindeki emeğe sahip çıkmak ise vefadır.
İşte siyasette bugün en çok eksikliğini hissettiğimiz şey de budur.