Bakın…
Burası İzmir.
Bu şehir kimin gerçekten halk için konuştuğunu da bilir, kimin mikrofonu eline alıp “ayar verme” hevesine kapıldığını da.
Bu şehir unutur sanan çok yanılır.
Çünkü İzmir’in hafızası kuvvetlidir.
Şimdi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın son hallerine bakıyorum.
İnsan ister istemez soruyor: Bu yeni siyasi rol kime yazıldı?
Daha dün…
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’ya teşekkürler…
AK Partili milletvekillerine övgüler…
Ankara ile iyi ilişkiler…
Nezaket mesajları…
Yumuşak geçişler…
Sonra birden ne olduysa oldu.
Bir “sert muhalefet” havası.
Bir “Ekrem İmamoğlu özentisi” çıkışlar.
Bir “Ben de meydan okurum” denemeleri.
Ama olmuyor Sayın Tugay.
Bu elbise sizin üzerinizde emanet duruyor.
Çünkü İzmirli görüyor.
CHP tabanı görüyor.
Siyaseti takip eden herkes görüyor.
Kendi partinizle kavga edip, il başkanınızla gerilim yaşayıp, genel başkan yardımcılarıyla soğuk savaş yürütüp; sonra da bir anda “muhalefetin en sert sesi” rolüne soyununca, o rol inandırıcı olmuyor.
Ama mesele bu da değil.
Mesele çok daha ağır.
Mesele Harmandalı.
Yıllardır çöp kokusuna mahkum edilen insanlar, evinin camını açamayan yurttaş, çocuğunun sağlığından endişe eden aile, nefes almak isteyen mahalle.
Ve siz Sayın Tugay…
Bu meselenin ortasında kimi hedef aldınız?
Yıllardır Harmandalı’ndaki çöp sorununa karşı mücadele eden eski muhtar Dursun Ali Kazar’ı.
Ne dediniz?
“İnsanları sokağa döken muhtar AK Parti’ye üye oldu. Anladınız mı şimdi kim yapıyormuş bu işleri!”
Hayır Sayın Başkan.
Biz asıl şunu anladık: Siz hala Harmandalı’nı anlamamışsınız.
Oradaki insanların derdini bir siyasi parti üyeliğine sıkıştıracak kadar meseleden uzaklaşmışsınız.
Bir mahalle yıllardır çöp kokusuyla yaşıyor.
Bir halk yıllardır “Bu çile bitsin” diye bağırıyor.
Bir eski muhtar yıllardır o insanların sesini duyurmaya çalışıyor.
Siz ise çıkıp meseleyi getirip “AK Parti’ye üye oldu” noktasına bağlıyorsunuz.
Pes doğrusu.
Peki soralım: Dursun Ali Kazar AK Parti’ye üye olmasa Harmandalı kokmayacak mıydı?
Muhtar başka bir partiye gitse çöp dağları yok mu sayılacaktı?
O mahallede yaşayan yurttaşların şikayeti bir anda hükümsüz mü kalacaktı?
Harmandalı halkı siyaset yapmıyor Sayın Tugay.
Harmandalı halkı nefes almak istiyor.
Bu kadar basit.
Sizden beklenen neydi?
O mahalleye gitmenizdi.
O insanların kapısını çalmanızdı.
“Ben buradayım, sizi dinliyorum” demenizdi.
Çöp kokusunu makam odasından değil, Harmandalı’nın sokağından hissetmenizdi.
Ama siz ne yaptınız?
Mikrofonu elinize aldınız.
Muhtara yüklendiniz.
Vatandaşın tepkisini siyasete bağladınız.
Klasik kaçış yolunu seçtiniz.
“Birileri oyun oynuyor.”
“Birileri kışkırtıyor.”
“Birileri iftira atıyor.”
Sayın Tugay…
Bu cümleler artık eskidi.
Bu şehir bu filmi çok izledi.
Vatandaş sorun anlatıyor, siyasetçi perde arkasında düşman arıyor.
Vatandaş çile çekiyor, yönetici “komplo” arıyor.
Vatandaş nefes alamıyor, başkan “kim organize etti” diye bakıyor.
Oysa mesele çok açık: Harmandalı’nda siyaset değil, vicdan aranıyor.
Siz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’sınız.
Göreviniz muhtar azarlamak değil.
Göreviniz vatandaşa parmak sallamak değil.
Göreviniz her eleştirinin arkasında siyasi hesap aramak hiç değil.
Göreviniz o çöp dağlarını kaldırmak.
Göreviniz o mahalleye nefes aldırmak.
Göreviniz İzmirliye bahane değil, çözüm sunmak.
Çünkü şehir eminliği mikrofon başında sert konuşmakla olmaz.
Şehir eminliği, en ağır kokunun olduğu yere gidip sorumluluk almakla olur.
Sayın Tugay…
Kavga edecek insan aramayın.
Harmandalı’na gidin.
Orada göreceğiniz şey bir siyasi operasyon değil.
Bir halkın yıllardır biriken öfkesi.
Bir mahallenin tükenen sabrı.
Bir vicdan meselesi.
Ve unutmayın:
Çöp kokusunu siyasetle örtemezsiniz.
Harmandalı’nın feryadını parti üyeliğiyle susturamazsınız.
İzmirli laf değil, çözüm bekliyor.
Gerisi mi?
Gerisi sadece gürültü.
Sadece bahane.
Sadece boş laf.