Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Özgener’in Ustalık dönemi: İzmir’de artık söz değil, eser zamanı!
Mithat Umutoğulları
YAZARLAR
6 Kasım 2026 Cuma

Özgener’in Ustalık dönemi: İzmir’de artık söz değil, eser zamanı!

Çıraklık bitti, kalfalık geride kaldı…

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, üçüncü dönemine hazırlanırken İzmir’in geleceğini değiştirebilecek büyük bir hamlenin işaretini verdi.

Peki, bu kez fark ne?

Bir kent düşünün…

Limanı var, sanayisi var, ticareti var, üniversiteleri var, turizmi var, yetişmiş insan gücü var.

Ama bütün bu zenginliklerine rağmen yıllardır potansiyelini tam anlamıyla harekete geçiremiyor.

İzmir’in sorunu hiçbir zaman imkansızlık olmadı.

Asıl sorun, sahip olduğu imkanları ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getirememesiydi.

Kurumlar başka telden çaldı.

Siyaset kendi gündemine sıkıştı.

Yerel yönetimler günlük sorunlarla boğuştu.

İş dünyası ise çoğu zaman kendi sorunlarına çözüm aramakla yetindi.

Sonuç?

Türkiye’nin en güçlü ekonomik merkezlerinden biri olan İzmir, hak ettiği büyük sıçramayı gerçekleştirmekte zorlandı.

Ancak geçtiğimiz günlerde İZTO Başkanı Özgener’in 2027–2030 dönemine ilişkin gerçekleştirdiği bilgilendirme toplantısını dinleyince, İzmir adına farklı bir dönemin kapısının aralanabileceğini düşündüm.

Neden mi?

Çünkü karşımızda yalnızca yeni dönem için adaylık mesajı veren bir oda başkanı yoktu.

Kentin geleceğine ilişkin projeleri, hedefleri ve öncelikleri bir bütün olarak değerlendiren; sekiz yıllık tecrübesini artık daha büyük bir vizyona dönüştürmeye hazırlanan Özgener vardı.

Bana göre Özgener'in üçüncü dönemi, bildiğimiz oda başkanlığının çok daha ötesine geçebilir.

Çünkü artık çıraklık ve kalfalık dönemlerini geride bırakan  Özgener için ustalık dönemi başlıyor.

İZTO BAŞKANI ÖZGENER BU KEZ ÇITAYI YÜKSELTTİ!

Başkan Özgener’in bir saati aşan sunumunda dikkatimi çeken ilk şey, projelerin sayısı değildi.

Projelerin birbirini tamamlayan bir anlayışla hazırlanmış olmasıydı.

Üretim…

Limanlar ve lojistik…

Turizm…

Yaşam kalitesi ve kent dayanıklılığı…

Bunların her biri İzmir’in yıllardır konuştuğu konular.

Ama mesele tam da burada başlıyor.

İzmir’de proje açıklamak kolay.

Zor olan, o projeleri hayata geçirmek!

Başkan Özgener’in toplantısının ana mesajı olan “Ortak Akıl, Ortak İrade” yaklaşımını bu nedenle önemsiyorum.

Çünkü İzmir’in artık sadece ortak akla değil, ortak hareket etme cesaretine de ihtiyacı var.

İZTO Başkanı Özgener’in bu toplantıda yaptığı en önemli işlerden biri, İzmir Ticaret Odası’nın doğrudan üstleneceği projelerle merkezi ve yerel yönetimlerin desteğini gerektiren stratejik yatırımları birbirinden ayırmasıydı.

Bu ayrım önemli…

Çünkü hangi projenin sorumluluğunu kimin üstleneceği belli olmazsa, yıllar geçer ama ortada sonuç olmaz.

Başkan Özgener, bu yaklaşımıyla sadece ne yapılması gerektiğini anlatmıyor; kimin hangi sorumluluğu üstlenmesi gerektiğine de işaret ediyor.

Bence ustalık döneminin ilk göstergesi de burada ortaya çıkıyor.

İZMİR’İN KADERİNİ DEĞİŞTİREBİLECEK PROJELER!

Gelelim işin en önemli tarafına…

 Özgener’in açıkladığı projeler arasında beni özellikle heyecanlandıran başlıklar var.

Çandarlı sanayi üretim üssü…

Kemalpaşa lojistik merkezi…

Aliağa limanlarının güçlendirilmesi…

Çeşme Turizm Projesi…

İnciraltı sağlık turizmi…

Bunlar sıradan oda projeleri değil.

Bunlar doğru planlanır, gerekli destek sağlanır ve hayata geçirilebilirse İzmir’in ekonomik geleceğinde ciddi karşılık bulabilecek yatırımlar.

Örneğin Çandarlı, yıllardır konuşuyoruz.

Ama dünyanın önemli ticaret merkezleri arasında yer alabilecek bir liman ve üretim bölgesi potansiyelini yeterince değerlendirebildik mi?

Hayır!

Ya Kemalpaşa lojistik merkezi?

İzmir’in sanayisini limanlarla ve uluslararası ticaret ağlarıyla buluşturacak bu yatırımın tamamlanması neden bu kadar önemli?

Çünkü artık şehirler sadece ne ürettikleriyle değil, ürettiklerini dünyaya ne kadar hızlı ve ekonomik ulaştırabildikleriyle de yarışıyor.

İşte İZTO Başkanı Özgener’in sunumundaki asıl fark burada.

İzmir’i yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla değil, geleceğin rekabet koşullarıyla değerlendiriyor. Üstelik İzmir’in meselelerine sadece ticaret penceresinden bakmıyor.

Körfez, ulaşım, su güvenliği, atık yönetimi ve afetlere karşı dirençli bir kent oluşturulması gibi konuları da ekonomik kalkınmanın ayrılmaz parçaları olarak görüyor.

Bence son derece doğru bir yaklaşım.

Çünkü yaşanabilir olmayan bir kentte sürdürülebilir ekonomik büyümeden söz etmek mümkün değil.

Başkan Özgener’in ortaya koyduğu hedefleri değerlendirirken İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin Güzelbahçe Kampüsü'ne ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

Neden mi?

Çünkü ortada sadece bir vaat yok.

Somut bir yatırım var.

Tamamlandığında 173 bin metrekare kapalı alana sahip olması planlanan, 120 milyon dolarlık yatırımla gerçekleştirilen bir üniversite kampüsünden söz ediyoruz.

Üstelik öz kaynaklarla finanse edilen bir proje.

İlk etabının 2027–2028 akademik yılında açılması hedefleniyor.

Bu yatırımın değerini yalnızca binalarla ölçmek yanlış olur.

Çünkü geleceğin İzmir’ini inşa edecek olanlar bugün üniversitelerde yetişen gençler, yeni teknolojileri geliştirecek, uluslararası pazarlara açılacak ve İzmir’e yeni ekonomik değerler kazandıracak olan da onlar.

Dolayısıyla İZTO Başkanı Özgener’in eğitim alanındaki çalışmalarını üçüncü dönem vizyonunun en güçlü dayanaklarından biri olarak görüyorum.

Bir kentin geleceğine yatırım yapmak istiyorsanız önce o geleceği kuracak insanlara yatırım yapacaksınız.

Şimdi gelelim asıl değerlendirmeme…

İZTO Başkanı Özgener, 2018 yılında İzmir Ticaret Odası Başkanlığı koltuğuna oturduğunda önünde farklı bir süreç vardı.

Önce kurumu tanımak, dinamikleri anlamak, iş dünyasının beklentilerini görmek ve kendi yönetim anlayışını oluşturmak zorundaydı.

Buna çıraklık dönemi diyebiliriz, İkinci döneminde ise tecrübesini artırdı, kurumun kapasitesini geliştirmeye ve uzun vadeli projeleri olgunlaştırmaya odaklandı.

Bu da kalfalık dönemiydi.

Şimdi üçüncü dönem…

Artık ne İzmir’i tanımak için zamana ihtiyacı var ne de iş dünyasının sorunlarını öğrenmek için uzun toplantılara.

Elinde sekiz yıllık deneyim var.

Kurumsal birikim var.

İş dünyasıyla geliştirdiği ilişkiler var.

En önemlisi de İzmir’in hangi alanlarda tıkandığını ve hangi projelerle yol alabileceğini görebilecek bir tecrübe var. İşte bu nedenle üçüncü dönemin Başkan Özgener açısından bir ustalık dönemi olacağına inanıyorum.

Ve bu ustalık yalnızca İzmir Ticaret Odası'nın kurumsal başarısıyla sınırlı kalmamalı.

İzmir’in tamamına yansımalı.

İZTO Başkanı Özgener'in sahip olduğu deneyimin, iş dünyasındaki karşılığının ve kurumlar arasında köprü kurma yeteneğinin kente çok önemli kazanımlar sağlayabileceğini düşünüyorum.

Çünkü İzmir’in ihtiyacı yalnızca sorunları anlatan yöneticiler değil, orunların çözümü için farklı kurumları aynı masa etrafında buluşturabilen, gerektiğinde inisiyatif alan ve sonuç üretebilen yöneticiler.

BİR DE ŞU GERÇEĞİ GÖRELİM!

İzmir’in sorunlarının önemli bir bölümünün çözümü İzmir Ticaret Odası'nın tek başına elinde değil.

Liman yatırımları merkezi yönetimi ilgilendiriyor, İmar ve kent planlaması yerel yönetimlerle ilgili, Ulaşım, Körfez, çevre ve büyük altyapı yatırımları birden fazla kurumun yetki alanına giriyor.

İşte tam da bu noktada Özgener’in ortaya koyduğu ortak irade çağrısı önem kazanıyor.

Ancak burada bir uyarım da var.

Ortak akıl güzel bir kavram. Ama ortak irade ortaya çıkmazsa o güzel kavramın da hiçbir anlamı kalmaz.

Siyaset başka, İzmir’in geleceği başka.

Partiler yarışabilir.

Belediye başkanları farklı düşünebilir.

Kurumların öncelikleri birbirinden farklı olabilir.

Ama İzmir’in geleceği söz konusu olduğunda herkesin aynı masaya oturabilmesi gerekiyor.

İZTO Başkanı Özgener’in bu süreçte birleştirici bir rol üstlenebileceğini düşünüyorum.

Hatta üçüncü dönemindeki en büyük başarısının yalnızca İZTO'nun kendi projelerini tamamlamak değil, İzmir’in yıllardır bekleyen stratejik yatırımlarının gerçekleşmesi için güçlü bir iş birliği ortamı oluşturmak olabileceğine inanıyorum.

GÖSTERİŞLİ SUNUM GÜZELDİ, ŞİMDİ SIRA SONUÇLARDA!

Bir saati aşan, görsel açıdan güçlü ve kapsamlı bir sunum…

İddialı projeler…

Büyük hedefler…

Güçlü bir gelecek vizyonu…

Bunların hepsi değerli.

Ancak benim için bundan sonrası çok daha önemli.

Çünkü 2027–2030 döneminin sonunda dönüp bugüne baktığımızda şu soruları soracağız:

Çandarlı'da hangi adımlar atıldı?

Kemalpaşa Lojistik Merkezi ne kadar ilerledi?

Turizm yatırımlarında hangi somut sonuçlara ulaşıldı?

İzmir'in dijital dönüşüm kapasitesine ne kazandırıldı?

Körfez, ulaşım ve kent yaşamına ilişkin projelerde hangi kurumlar birlikte hareket etti?

Ve en önemlisi…

İzmir iş dünyası bu projelerin karşılığını gerçekten gördü mü?

İşte başarının ölçüsü bunlar olacak.

Ben İZTO Başkanı Özgener’in bu soruların karşılığını verebilecek bir birikime ve yönetim tecrübesine sahip olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle açıkladığı projeleri bir seçim dönemi vaatleri toplamından çok, ustalık döneminin yol haritası olarak değerlendiriyorum.

SON SÖZ: İZMİR’İN KAYBEDECEK BİR DÖRT YILI DAHA YOK!

Başkan Özgener’in toplantısında verdiği en önemli mesajın yalnızca “Ortak Akıl, Ortak İrade” olduğunu düşünmüyorum.

Bana göre asıl mesaj şuydu:

İzmir artık beklememeli!

Katılıyorum.

Çünkü İzmir yeterince bekledi.

Yeterince tartıştı.

Şimdi sonuç alma zamanı.

Başkan Özgener’in üçüncü dönemini önemli kılan da tam olarak bu.

İlk döneminde kurumu tanıyan, ikinci döneminde deneyimini geliştiren bir başkanın artık üçüncü döneminde İzmir'e kalıcı eserler kazandırma fırsatı var.

Bunun için gerekli deneyimi, kurumsal imkânları ve iş dünyasının desteğini harekete geçirebilecek bir konumda.

Elbette önünde kolay bir yol yok.

Ama ustalık zaten kolay işlerde değil, zor işleri başarabilmekte ortaya çıkar.

Ben Başkan Özgener’in üçüncü döneminde İzmir adına önemli işlere imza atabileceğine inanıyorum.

Çünkü bu kez mesele sadece bir odanın başarısı değil.

Bir kentin geleceği.

Ve son olarak şunu söylemek istiyorum:

Çıraklıkta öğrenirsiniz.

Kalfalıkta kendinizi ispat edersiniz.

Ustalıkta ise arkanızda eser bırakırsınız.

 Başkan Özgener için şimdi eser bırakma zamanı.

İzmir’in de tam olarak buna ihtiyacı var.

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası