Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Cemil Tugay’ın siyasi navigasyonu: Rota yeniden hesaplanıyor
Mithat Umutoğulları
YAZARLAR
15 Haziran 2026 Pazartesi

Cemil Tugay’ın siyasi navigasyonu: Rota yeniden hesaplanıyor

Siyasette U dönüşü yapmak ayıp değildir.

Ayıp olan, U dönüşünü “düz gidiyorum” diye anlatmaya çalışmaktır.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın bugün gazetecilere yaptığı açıklamasını okuyunca insanın aklına tam da bu geliyor.

Çünkü Tugay, öyle sıradan bir açıklama yapmadı.

Öyle “partime bağlıyım, örgütümün emrindeyim” klişesiyle geçiştirilecek bir söz söylemedi.

Tam tersine, CHP’nin içinden yeni yol, yeni hat, yeni parti, yeni siyasi rota tartışmalarının yükseldiği bir haftada çıktı ve dedi ki: “İstifa etmemiz demek Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmamız demek. Cumhuriyet Halk Partisi bizim çatımız.”

Ne kadar sade.

Ne kadar net.

Ne kadar güvenli.

Ne kadar da zamanlaması manidar.

Çünkü bu cümle, CHP’nin sakin bir haftasında söylenmiş olsaydı kimse dönüp bakmazdı.

Ama CHP’de mahkeme süreçlerinin, kurultay tartışmalarının, Özgür Özel’in geleceğinin, yeni siyasi yol haritasının ve kulislerde konuşulan yeni parti ihtimallerinin havada uçuştuğu bir dönemde söylendi.

Yani Cemil Tugay’ın “CHP bizim çatımız” demesi, sadece CHP’ye bağlılık açıklaması değildir.

Aynı zamanda Özgür Özel’e mesafe açıklamasıdır.

Hem de gayet medeni.

Gayet kibar.

Gayet İzmir usulü.

Kavga etmeden.

Kapı çarpmadan.

Kimseye “ben artık yokum” demeden.

Ama herkesin anlayacağı şekilde: “Ben Özgür Özel nereye giderse oraya gidenlerden değilim.”

İşte tamda mesele bu…

Dün neydi Cemil Tugay?

Değişimciydi.

Özgür Özel’in adaylık sürecinde İzmir’de ona en açık destek veren belediye başkanlarından biriydi.

O günlerde rüzgar değişimden esiyordu.

Tugay da yelkeni o rüzgara göre açmıştı.

CHP’de “yeni dönem” deniliyordu.

Tugay oradaydı.

“Değişim” deniliyordu.

Tugay oradaydı.

Özgür Özel yükseliyordu.

Tugay yine oradaydı.

Peki şimdi?

Şimdi rüzgar biraz yön değiştirdi.

Mahkeme tartışmaları başladı.

Kurultay davası konuşulmaya başlandı.

Parti yönetiminin geleceği belirsizleşti.

Kılıçdaroğlu’nun geri dönüş ihtimali kulislerde yeniden ısıtıldı.

Özgür Özel cephesinde yeni yol arayışları konuşulur oldu.

İşte tam bu noktada Cemil Tugay’ın siyasi navigasyonu devreye girdi:

“Rota yeniden hesaplanıyor.”

Ve yeni rota ne çıktı?

“CHP bizim çatımız.”

Yani?

“Özgür Bey kıymetlidir ama tapu CHP’nindir.”

Yani?

“Ben değişime destek verdim ama bavulu toplayıp yeni adrese taşınacağım anlamına gelmez.”

Yani?

“Dün Özel’in yanında durdum, bugün CHP’nin içinde kalırım.” bu kadar.

Aslında Cemil Tugay’ın açıklaması bir vefa açıklaması gibi görünüyor.

Ama biraz dikkatli bakınca bunun daha çok bir sigorta poliçesi olduğu anlaşılıyor.

Ne olur ne olmaz sigortası.

Mahkeme ne der bilinmez.

Parti içi dengeler nereye savrulur bilinmez.

Kılıçdaroğlu yeniden sahaya iner mi bilinmez.

Özgür Özel gerçekten yeni bir yol açar mı bilinmez.

Ama Cemil Tugay belli ki şunu biliyor: Siyasette gemi su almaya başladığında önce can yeleği takılır.

Tugay’ın can yeleğinin üstünde de kocaman şu yazıyor: CHP bizim çatımızdır.

İroni de burada zaten.

Dün Özgür Özel’e İzmir’de bayrak açanların önünde yürüyen Cemil Tugay, bugün Özgür Özel’in olası yeni siyasi yürüyüşü konuşulurken yolun kenarına çekilmiş gibi duruyor.

Dün değişim otobüsünün ön koltuğundaydı.

Bugün “Ben aslında parti binasında bekliyorum” diyor.

Dün Özgür Özel’e giden yolda İzmir tabelası gibiydi.

Bugün “Benim adresim CHP Genel Merkezi, başka adres tarif etmeyin” mesajı veriyor.

Buna siyasette ne denir?

Kibar söyleyelim: Pozisyon güncellemesi.

Biraz daha açık söyleyelim: Mesafe koyma.

Daha halk diliyle söyleyelim: U dönüşü.

Tabii Tugay bunu öyle sert bir manevrayla yapmıyor.

Direksiyonu kırıp lastik yakmıyor, usulca dönüyor.

Ve dönerken de “Ben hep aynı yoldaydım” görüntüsü veriyor.

Ama herkes görüyor.

Yol aynı yol değil.

Şerit aynı şerit değil.

Yanındaki yol arkadaşı da artık aynı yerde durmuyor.

Burada Kemal Kılıçdaroğlu meselesini de görmezden gelemeyiz.

Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’nden yaptığı ilk açıklamada söylediği şu söz hala kulislerin kulağında çınlıyor: “Masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız, kirliye bulaşanlara da göz yummayacağız.”

Bu cümle, CHP’li belediye başkanları için sıradan bir cümle değildi.

Hele de yargı süreçlerinin, dosyaların, soruşturmaların, siyasi yasak ihtimallerinin konuşulduğu bir dönemde hiç değildi.

Kılıçdaroğlu bu sözle aslında iki mesaj verdi.

Birincisi: “Ben belediye başkanlarını bütünüyle hedef almam.”

İkincisi: “Ama herkes de kendisini otomatik olarak güvende sanmasın.”

Şimdi Cemil Tugay’ın açıklamasını bu sözün yanına koyun.

Bir tarafta Kılıçdaroğlu’nun “masum belediye başkanlarımızı kurtaracağız” cümlesi.

Diğer tarafta Tugay’ın “CHP bizim çatımız” çıkışı.

Ortaya çıkan tabloyu görmek zor değil.

Tugay, Kılıçdaroğlu’na kapıyı kapatmıyor.

Hatta kapıyı kapatmadığı gibi, içeriden sürgüyü de çekmiyor.

“Ben buradayım, CHP’deyim” diyor.

Bu cümlelerin hepsi güzel…

Ama aynı zamanda hepsi Özgür Özel açısından soğuk cümleler.

Çünkü Özgür Özel’in en çok ihtiyaç duyduğu şey, tam da bu dönemde yanında güçlü şekilde duran belediye başkanlarıydı.

Mansur Yavaş’ın verdiği fotoğraflar bu yüzden önemliydi.

Ankara’dan gelen görüntü şu mesajı veriyordu: ”Ben buradayım.”

Peki, İzmir’den aynı netlikte bir görüntü geldi mi?

Hayır.

Cemil Tugay, Özgür Özel’in yanında güçlü bir siyasi fotoğraf vermek yerine, CHP çatısına güçlü bir vurgu yapmayı tercih etti.

Bu tercih tesadüf mü?

Siyasette tesadüf diye bir şey varsa bile, genellikle basın danışmanlarının metinlerinde olur.

Gerçek siyasette her cümlenin bir hesabı vardır.

Tugay’ın hesabı da açık görünüyor: Özgür Özel’le köprüleri atmadan mesafe koymak.

Kılıçdaroğlu’yla kavga etmeden yeni bir sayfa açmak.

CHP tabanına “partiden kopmam” mesajı vermek.

Ve en önemlisi, olası yeni parti tartışmalarında kendisini o fotoğrafın dışında tutmak.

Yani Tugay’ın açıklamasının gerçek tercümesi şu olabilir: “Ben Özgür Özel’in değişim hikâyesinde vardım. Ama CHP dışı yeni bir hikayede yokum.”

Bu cümle açıkça söylenmiyor.

Çünkü açık söylense kriz olur.

Kimse kimseye “ben artık senden uzaklaşıyorum” demez.

Onun yerine “kurumsal aidiyet” denir.

“Parti çatısı” denir.

“Seçmenin iradesi, son noktaya gelmiş bir süreç yok” denir.

Böylece hem kimse kırılmamış gibi olur hem de herkes mesajı alır.

Cemil Tugay’ın yaptığı da tam olarak bu…

Özgür Özel’e doğrudan “seninle yolumu ayırıyorum” demiyor.

Ama “sen nereye, ben oraya” da demiyor.

Kılıçdaroğlu’na doğrudan “sizinleyim” demiyor.

Ama “CHP bizim çatımız” diyerek eski genel başkana da kapıyı açık bırakıyor.

Bu, siyasi akrobasi değilse nedir?

Dün değişimci.

Bugün kurumsalcı.

Dün Özelci.

Bugün CHP’ci.

Dün bayrak açan.

Bugün beyaz bayrak sallayan.

Ve bütün bunları yaparken de gayet sakin, gayet ölçülü, gayet “ben zaten hep buradaydım” edasıyla yapan bir Cemil Tugay var karşımızda.

İzmir siyaseti açısından bu açıklama hafife alınmamalı.

Çünkü İzmir, CHP için sıradan bir şehir değil.

İzmir’de büyükşehir belediye başkanının vereceği her mesaj, Ankara’da birkaç kez okunur.

Hele bu mesaj, Özgür Özel’in yeni siyasi yol tartışmalarının konuşulduğu bir haftada geliyorsa, hiç hafife alınmaz.

Tugay’ın açıklaması Ankara’ya şunu söylüyor: “Benim siyasi evim CHP’dir. Kiracı gibi davranmam. Ama ev sahibi değişirse de evden çıkmam.”

Bu cümle, Kılıçdaroğlu’na sıcak gelir.

Özgür Özel’e ise biraz serin.

Çünkü Özel için mesele artık sadece CHP’nin mevcut yönetimi değil.

Olası mahkeme kararları sonrası nasıl bir siyasi rota çizileceği.

Yeni bir hareket mi?

Yeni bir parti mi?

Yeni bir yol mu?

Yoksa CHP içinde kalıp mücadele mi?

İşte bu tartışmaların ortasında Cemil Tugay’ın “CHP bizim çatımız” demesi, Özgür Özel’in elini güçlendiren değil, aksine ona sınır çizen bir açıklamadır.

Tugay diyor ki: “Ben CHP’den kopuşun belediye başkanı olmam.”

Bu kadar net.

Ama bu netlik, Özgür Özel’e değil CHP’ye.

Fark burada.

Zaten yazının bütün meselesi de bu fark.

Cemil Tugay, Özgür Özel’e sadakat açıklaması yapmadı.

CHP’ye aidiyet açıklaması yaptı.

Bu ikisi aynı şeymiş gibi davranmak, siyaseti fazla iyi niyetli okumaktır.

Çünkü bugün CHP’de asıl soru şu: “Kim Özgür Özel’in yanında?”

Değil.

Asıl soru şu: “Özgür Özel başka bir yola girerse kim onunla gelir?”

Cemil Tugay bu soruya şimdiden cevap vermiş görünüyor: “Ben CHP’de kalırım.”

Siyasette bazen bir açıklama, bir istifadan daha gürültülü olabilir.

Tugay’ın açıklaması da böyle.

İstifa yok.

Kavga yok.

Meydan okuma yok.

Ama güçlü bir mesafe var.

Sessiz bir U dönüşü var.

Beyaz bayrak var.

Ve belki de en önemlisi, Özgür Özel’in İzmir’de yalnızlaşabileceğini gösteren ilk ciddi işaret var.

Sonuç mu?

Cemil Tugay’ın siyasi pusulası yeniden ayarlanmış gibi duruyor.

Dün pusula Özgür Özel’i gösteriyordu.

Bugün CHP binasını gösteriyor.

Yarın Kılıçdaroğlu yeniden sahneye çıkarsa, aynı pusula hiç şaşırmadan onu da gösterebilir.

Siyasetin güzelliği de burada zaten.

Kimse dönmez.

Herkes “şartlar değişti” der.

Kimse geri adım atmaz.

Herkes “parti sorumluluğu” der.

Kimse mesafe koymaz.

Herkes “kurumsal duruş” der.

Cemil Tugay da aynısını yaptı.

U dönüşünü “CHP bizim çatımız” cümlesinin içine güzelce yerleştirdi.

Üstelik o kadar ustaca yaptı ki, alkışlayan da çıkar, anlamayan da.

Ama anlayan anladı.

İzmir’den Ankara’ya beyaz bir mendil sallandı.

Üzerinde de şu yazıyordu: “Özgür Bey, değişimde beraberdik; ama yeni yolda beni saymayın.”

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası