Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Kulis boş çıktı, inan sert çıktı!
Mithat Umutoğulları
YAZARLAR
24 Ağustos 2026 Pazartesi

Kulis boş çıktı, inan sert çıktı!

Ege’de Sonsöz Genel Yayın Yönetmeni Ender Aldanmaz, “Bir belediye başkanı daha mı AK Parti’ye geçiyor?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazıda, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan’ın YENİ Partili Bergama Belediye Başkanı Tanju Çelik’i AK Parti’ye transfer etmek amacıyla Bergama’ya gideceği öne sürüldü.

Burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir ayrıntı var: Bu yazı, Eyyüp Kadir İnan’ın Bergama’ya gideceği gün yayımlandı. Yani sıradan bir zamanda ortaya atılmış herhangi bir siyasi kulisten söz etmiyoruz.

AK Parti heyetinin Bergama ziyareti öncesinde, ziyaretin gerçek amacı daha baştan tartışmalı hale getirildi. İnan’a göre bu ziyaretin amacı, Bergama’ya yapılan hizmetleri anlatmak ve İller Bankası üzerinden sağlanan 140 milyon liralık desteği kamuoyuna açıklamaktı.

Kaldı ki açıkladı…

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım: Bir siyasetçinin emeği, yaptığı yatırım, Bergama’ya götürdüğü yatırım kaynakları bir kalemde yok sayılıp olay tamamen "siyasi borsa" malzemesine dönüştürülürse, o siyasetçinin tepki göstermesi en doğal hakkı değil midir?

İşte Eyyüp Kadir İnan’ın asıl tepkisi buna geldi.

Şimdi biz kulis yazınca "basın özgürlüğü" oluyor da, siyasetçi YALAN habere karşı kendi hakkını, hukukunu ve itibarını savununca neden "demokrasi dışı" ilan ediliyor?

ZİYARETİN AMACI GÖLGELENDİ

İnan’ın tepkisini yalnızca “paçavra gazeteci” sözü üzerinden tartışırsak meselenin özünü kaçırırız. Çünkü sorun sadece yanlış olduğu öne sürülen bir kulis haberi değildir.

“Paçavra” sözü sert mi?

Evet, sert.

Daha ölçülü bir ifade kullanılabilir miydi?

Elbette kullanılabilirdi.

Fakat bir kelimeye takılıp olayın bütününü görmezden gelmek de doğru değildir.

Gazeteci kulis yazabilir.

Siyasetçilerin hoşuna gitmeyecek iddiaları gündeme getirebilir.

Ancak siyasetçi de o haberin gerçeği yansıtmadığını düşünüyorsa buna cevap verebilir.

Üstelik haberin zamanlamasının planlı bir programın amacını değiştirmeye ve kamuoyunda farklı bir izlenim oluşturmaya yönelik olduğunu düşünüyorsa tepkisini sert biçimde ortaya koyabilir.

Demokrasi yalnızca gazetecinin konuşabildiği bir sistem değildir. Siyasetçinin de hakkındaki iddiaya cevap verebildiği bir sistemdir.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, tartışmaya dahil olarak Eyyüp Kadir İnan’ın kullandığı ifadeyi kınadı ve kendisini özür dilemeye çağırdı.

Ancak cemiyetin açıklamasında tartışmanın yalnızca bir tarafına odaklanıldığı görülüyor.

Cemiyet, gazetecinin hakkını elbette savunmalıdır.

Bir gazeteci tehdit edildiğinde, susturulmak istendiğinde veya haber yapması engellendiğinde en güçlü tepkiyi göstermelidir. Ancak burada bir tehdit, sansür veya haber engelleme girişimi bulunmuyor.

Burada gazetecinin ortaya attığı bir iddia ve siyasetçinin o iddiaya verdiği sert bir cevap bulunuyor. Bu nedenle yaşananlar öncelikle gazeteciyle siyasetçi arasındaki bir polemiktir.

Benim şahsi fikrim, Cemiyetin taraflardan birinin sözcülüğünü üstlenmek yerine olayın tamamını değerlendirmesi gerekirdi…

Cemiyetin görevi, masada üretilmiş ya da kulis adı altında piyasaya sürülmüş asılsız iddiaların aparatı olmak değildir. Bir siyasetçi ile bir gazeteci arasındaki sert polemiğe taraf olmak hele hiç değildir.

İnan’ın son açıklamasındaki özgüvene ve üslubuna baktığınızda, Cemiyet Başkanı Sayın Gappi’nin duruma son derece hazırlıksız yakalandığı açıkça görülüyor. Olayın aslını astarını, arkasındaki hizmet açıklamasını araştırmadan, sırf üslup üzerinden bir kınama sevdasına düşmek İzmir basınına da cemiyete de bir şey kazandırmaz.

İNAN SERT KONUŞTU AMA HAKLI ÇIKTI

Yani anlayacağınız Bergama ziyareti yapıldı.

Peki, Bergama Belediye Başkanı AK Parti’ye geçti mi?

Hayır.

Herhangi bir transfer açıklaması yapıldı mı?

Hayır.

İnan ve beraberindeki heyet Bergama’ya yönelik hizmetleri anlattı, yatırımları duyurdu ve geri döndü.

Yani ziyaret günü ortaya atılan “başkan transferi” iddiası gerçekleşmedi.

İnan’ın itirazı da zaten tam olarak buydu: “Ziyaretimizin ve götürdüğümüz hizmetin heyecanını sulandırmak için masa başında iftira ürettiler. Biz iş üretiyoruz, onlar yalan üretiyor.”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti ise iddianın doğruluğunu sorgulamak yerine İnan’ın kullandığı “paçavra” kelimesine odaklandı.

İnan da cemiyet yönetimini siyasi davranmakla suçladı: “Dernek kongrelerinde aldığınız üç beş oyla koskoca bir şehrin iradesine ayar veremezsiniz.”

Sözler sert.

Üslup tartışılır.

Ama asıl gerçek değişmiyor: İnan’ın “algı çalışması” dediği iddia doğru çıkmadı.

Benzer tartışmalar tarihi DGM binaları için de yaşandı. Bu yapıların birilerine verileceği öne sürüldü. İnan ise alanların kütüphane, gençlik ve kültür merkezine dönüştürüleceğini açıkladı.

Şimdi soralım: “Paçavra” sözünü günlerce tartışanlar, gerçekleşmeyen transfer iddiası için ne söyleyecek?

Gazetecilik yalnızca siyasetçiden özür beklemek değildir.

Yanlış çıkan haberin sorumluluğunu üstlenmek de gazeteciliğin gereğidir.

Kısacası…

İnan sert konuştu.

Ama Bergama ziyareti sonunda görüldü ki öfkesi boşuna değildi.

İddia gerçekleşmedi.

Gazete sustu.

Fakat tartışmanın bütün siyasi ve kurumsal yükü Gappi’nin üzerinde kaldı.

Kısacası…

Gazete haberi unuttu,gazeteci sustu…

İnan sözünü unutmadı.

Olan, gereksiz yere bu topa giren Dilek Gappi’ye oldu.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası