Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit 25 Haziran’da gözaltına alındı. Ardından hakkında “konutu terk etmeme” şeklinde adli kontrol kararı verildi. Sonra da İçişleri Bakanlığı, Yiğit’i geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırdı. Bakanlığın açıklamasına göre süreç, “rüşvet vermek” suçundan yürütülen soruşturma kapsamında ilerliyor.
İzmir şaşkın, İzmir tepkili.
İzmirli bu kararı fena halde politik buluyor.
Niye mi?
Anlatayım.
CHP’nin kalesi İzmir’den söz ediyoruz. İktidarın yıllardır bütün ağırlığıyla yüklendiği ama bir türlü istediği sonucu alamadığı şehirden.
O yüzden Balçova’daki bu gelişmeye, öyle sıradan bir “adli vaka” muamelesi yapmak mümkün değil.
Hele İzmir’in siyasi hafızası bu kadar canlıyken hiç değil.
Peki neden?
Gelin biraz yakın tarihe gidelim.
Hafızaları bir yoklayalım.
Hatırlayın o puslu günleri...
17-25 Aralık operasyonları.
O dönem FETÖ’cülerin Doğrudan AK Partili isimleri, bakanları, siyasetçileri hedef alan o meşhur kumpaslar.
Amaç asla adalet değildi; yargı ve emniyet içine yuvalanmış o karanlık aklın, siyaseti dizayn etme girişimiydi.
Tamamen "politik operasyon"du.
Ve o kumpas ikliminde İzmir’de ne olmuştu?
2014 yerel seçimleri öncesi, tam da Binali Yıldırım İzmir Büyükşehir adayıyken bir operasyon düğmesine basılmıştı.
Limanlara yönelik o dalgada, 25 kişiyle birlikte Binali Yıldırım’ın bacanağı da gözaltına alınmıştı. Sırf o dönem AK Partili Bakanların üzerinden yaratılmak istenen "yolsuzluk" algısının AK Parti karşıtı izmir'de yapılmış Yıldırım'ın "bacanağı" alınmıştı.
Hedef son derece netti: AK Parti'ye ve Binali Yıldırım'a İzmir’de siyasi bir operasyon çekmek. "Ne alaka şimdi geçmişteki bu olaylar?" demeyin.
Çok alaka...
Bugün Onur Yiğit’e yapılanlara bakıyorum. İzmir'in en sevilen ve sayılan belediye başkanına oluşmayan bir suçtan başlatılan operasyon..
Onur Yiğit, CHP’nin o "ideolojik, köşeli, kavgacı" profilinden çok uzak bir isim.
Tam tersine, kendi partisi kadar AK Partili siyasetçilerle de gayet iyi diyalog kurabilen, İzmir’de her kesim tarafından sevilen ılımlı bir başkan.
Peki, ortada onun bizzat faili olduğu, "işte suç bu" denilebilecek bir durum var mı?
Yok.
İddialar annesiyle ilgili ki ben ortada bir suç olduğuna bile inanmıyorum ama ihale bir şekilde doğrudan başkana kalmış durumda.
İşte tam da bu yüzden...
Bu operasyon, İzmirlinin gözünde tıpkı o 17-25 Aralık'ta AK Partili isimlere yapılan siyasi operasyonlar gibi algılanıyor. "Yine hukuki değil, siyasi bir mühendislik yapılıyor" diyor İzmirli.
Toplumun vicdanı tam da buradan kanıyor.
Ve asıl trajikomik olan ne biliyor musunuz?
AK Parti, son dönemde İzmir’de son derece sempatik, kucaklayıcı ve başarılı bir dil tutturmuştu.
İzmirli tam da AK Parti'nin bu yeni tavrına ısınırken,yaratılan bu "politik operasyon" algısı, bir ters tepti.
“Ne alaka şimdi?” demeyin.
Çok alaka.
Çünkü İzmir seçmeni sadece dosyaya bakmaz.
Zamana bakar.
Hedefe bakar.
Operasyonun yarattığı siyasi sonuca bakar.
Bugün Balçova’da da mesele biraz burada düğümleniyor.
Onur Yiğit, CHP içinde keskin, köşeli, kavgacı bir figür değil.
Tam tersine…
Hem kendi partisinde hem de farklı siyasi çevrelerle kurduğu diyalogla bilinen, daha yumuşak profilli bir isim.
Hal böyleyken, hakkındaki sürecin bu kadar ağır bir idari sonuca bağlanması İzmir’de ciddi bir rahatsızlık yarattı. Ve özellikle CHP’li siyasetçilerin yapılan operasyonlarda “AK Parti yargısı algısı” tamda burada İzmir’li seçmende etkili oluyor…
Kamuoyuna yansıyan bilgiler, Başkan’ın hangi somut fiille doğrudan ilişkilendirildiği konusunda ikna edici bir açıklık sunmuyor.
Annesiyle ilgili iddialar var.
O da ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Peki, sonuç ne?
Sonuç şu: Bu operasyon, görünüşte CHP’li Balçova Belediyesi’ne yapılmış gibi duruyor.
Ama siyasi sonucu itibarıyla asıl AK Parti’ye zarar veriyor.
Çünkü AK Parti son dönemde İzmir’de daha sempatik, daha sakin, daha kucaklayıcı bir dil kurmaya çalışıyordu.
İzmirliyle kavga eden değil, İzmirliyi anlamaya çalışan bir görüntü vermeye uğraşıyordu.
Fakat bu operasyon, o algıyı bir anda dağıttı. Tıpkı 2014’teki “bacanak” operasyonunun yarattığı ters etki gibi…
İzmir’in bilinçaltındaki refleks yeniden tetiklendi.
Yine mi siyaset mühendisliği, yine mi seçimle alınamayan yer yargı idare eliyle terbiye ediliyor?
Yine mi İzmir’in tercihine müdahale ediliyor?
İşte bugün sokaktaki asıl duygu bu.
Bu yüzden mesele sadece Onur Yiğit meselesi değildir.
Bu mesele, İzmir seçmeninin iradesine nasıl bakıldığı meselesidir.
Bu mesele, adalet duygusunun nasıl zedelendiği meselesidir.
Bu mesele, AK Parti’nin İzmir’de kurmaya çalıştığı yeni dili kendi eliyle ya da kendi adına yapılan hamlelerle kaybetmesi meselesidir.
O yüzden soruyu doğru sormak lazım: Balçova operasyonu aslında kime yapıldı?
Görünüşte CHP’li bir belediye başkanına…
Ama siyasi sonucu itibarıyla…
Bal gibi de AK Parti’nin İzmir’de kurmaya çalıştığı sempatik algıya yapıldı.
Ve en önemlisi: İzmir’in vicdanı yaralandı.
Bu garabet bir an önce düzeltilmelidir.
Başkan Onur Yiğit hakkındaki ev hapsi kararı kaldırılmalı, görevden uzaklaştırma kararı yeniden değerlendirilmelidir.