Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
CHP İzmir’de hafızama kazınan o anlar….
Mithat Umutoğulları
YAZARLAR
23 Haziran 2026 Salı

CHP İzmir’de hafızama kazınan o anlar….

CHP İzmir İl Başkanlığı'nda dün yalnızca bir görev değişimi yaşanmadı.

Aslında dün, yıllardır parti içi mücadelelerin, kırgınlıkların ve hesaplaşmaların biriktiği fay hattı bir kez daha kırıldı.

MYK kararıyla görevden alınan İl Başkanı Çağatay Güç'ün yerine görevlendirilen Utku Gümrükçü, il binasına gelerek görevi devraldı. Ancak olması gereken sıradan bir devir teslim, kısa sürede gerginliğe dönüştü. Koridorlarda tansiyon yükseldi, sesler yükseldi, karşılıklı suçlamalar havada uçuştu.

Açıklamalar yapıldı.

Taraflar birbirini sorumlu tuttu.

Ancak günün sonunda geriye siyasi açıklamalardan çok daha fazlası kaldı.

Çünkü CHP İzmir İl Başkanlığı binasında dün yaşananlar, bir görev değişiminin ötesinde; partinin kendi içindeki kırılmaların, öfkelerin ve derinleşen ayrışmanın fotoğrafıydı.

İzmir’in kalbinde, CHP İl Binası’nın koridorlarında o gün sadece sloganlar, bağrışmalar, itiş kakışlar yankılanmadı...

O gün o koridorlarda, koca bir siyasi geleneğin kendi içine kanadığına şahit olduk.

Çağatay Güç gitti, yerine Utku Gümrükçü geldi. Fakat bu bir devir teslimden çok, bir sinir harbine dönüştü.

Tarafların bir birini suçlayan sözleri, havada uçuşan öfkeli bakışlar ve kopan arbede...

Ama inanın bana, meselenin en acı tarafı bu değildi.

O kargaşanın, o toz dumanın tam ortasında...

Kameraların kaydettiği, görenlerin yüreğini burkan, insanın inanası gelmeyen o an yaşandı.

Biri çıktı, etrafındaki onca tepkiye, onca çığlığa zerre kadar aldırmadan duvardaki bir fotoğrafı indirdi.

Sonra da o fotoğrafı ayaklarının altına alıp paramparça etti.

Kimin fotoğrafıydı o?

Tam 47 yıl sonra, evet dile kolay tam 47 yıl sonra bu partiyi Türkiye’nin birinci partisi yapmayı başarmış liderin, Özgür Özel’in fotoğrafı!

Siyasetin doğasında vefasızlık hep vardır, bunu biliriz. Ama bu başka bir şey…

Bu, siyaset tarihinin utanç sayfalarına kazınacak türden, çiğ, acımasız ve hazin bir nankörlüktü.

O ayaklar, sadece bir çerçeveyi değil, "47 yıllık bir hasretin zaferini" eziyordu aslında.

Ve aslında çok uzun zamandan beri CHP’yi yakından takip eden biri olarak başka bir dramatik bir durumu sizinle paylaşmak isterim….

CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel.

Öyle sıradan bir vekil değil.

İyi bir CHP’li ailenin, o kültürün suyuyla yıkanmış, parti terbiyesiyle büyümüş çocuğu.

Eski il başkanı.

Ama hepsinden önemlisi...

Şu an içinde kargaşa kopan, fotoğrafların yerlerde çiğnendiği o binanın her metrekaresinde, her tuğlasında bizzat emeği, alın teri olan kişi.

O an Yücel’in yüzüne bakıyorsunuz.

Sadece şaşkınlık değil, emek verdiği partisinin savrulduğunu gören partilinin çaresiz hüznü var gözlerinde.

Fırtınaları bilen bir siyasetçinin suskunluğu

Oysa Deniz Yücel krizlerde eli ayağına dolaşacak, fırtınadan korkacak bir siyasetçi hiç olmadı.

Geçmişe gidelim...

Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce arasındaki o bıçak sırtı imza krizini hatırlayın.

Karşısında İzmir’in efsaneleşmiş, koskoca Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve Alaattin Yüksel vardı.

Ne yapmıştı Yücel?

Zerre geri adım atmamış, örgütün sesini dinlemiş ve "Ben İzmir’de temsil ettiğim genel başkanın yanındayım" diyerek, Kılıçdaroğlu’na karşı başlatılan o hareketin kırılmasını sağlamıştı.

Devleri karşısına almış ama yıkılmamıştı.

Fakat dünkü kriz başka, dünkü keder bambaşkaydı...

Çünkü insan rakipleriyle savaşırken yorulmaz da, kardeşlerinin kavgası karşısında darmadağın olur.

"Üzgünüm... Çok Üzgünüm"

Kürsüye doğru yürüdü Deniz Yücel.

Konuşmaya başlamadan önce başını kaldırdı, şöyle bir etrafına, o kendi elleriyle var ettiği salonun duvarlarına, yüzleri gergin partililere baktı.

O birkaç saniyelik sessizlikte, kopan fırtınanın bütün yorgunluğu omuzlarına çökmüştü sanki.

Ve dudaklarından, boğazına düğümlenen şu kelimeler döküldü: "Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir milletvekili olarak, eski il başkanı olarak... Bunlar yaşandığı için üzgünüm. Utku Gümrükçü benim kardeşim, dostum, yol arkadaşımdır. Ancak, öyle bir mahkeme kararıyla göreve gelen bir yönetimin atamasıyla buraya gelmesinden dolayı ben üzgünüm."

İki kere "üzgünüm" dedi.

Bir adamın, kendi elleriyle, umutla ve heyecanla inşa ettiği bir yuvada; gün gelip de böylesine yaralı, böylesine boynu bükük bir konuşma yapacağını söyleseler...

 Asla inanmazdı.

Siyaset bazen sadece kazanmak ya da kaybetmek değildir.

Siyaset bazen, yutkunamadığınız o koca yumrukla, inşasında harç kardığınız duvarlara çaresizce bakakalmaktır.

CHP İzmir İl Başkanlığı'nda sadece bir görev değişimi yaşanmadı.

Aslında bir fotoğraf çekildi.

O fotoğrafın bir köşesinde yere atılan genel başkan fotoğrafları vardı.

Diğer köşesinde ise etrafına sessizce bakan Deniz Yücel...

Aradan yıllar geçse de insanlar belki kimin il başkanı olduğunu unutacak.

Kimlerin kazandığını, kimlerin kaybettiğini hatırlamayacak.

Ama o gün orada bulunanların hafızasında iki şey kalacak: Yere atılan fotoğraflar...

Ve "çok üzgünüm" derken gözlerinden geçen o hüzün..

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası