Bir tablo düşünün…
Bir yanda Menzil Cemaati içindeki miras ve liderlik kavgası.
Diğer yanda bu kavganın baş aktörlerinden biri: Muhammed Saki Erol.
Ve sahne…
Öyle sıradan bir yer değil.
Öyle “taşra” falan hiç değil.
Sahne: İzmir.
Hani şu “CHP’nin kalesi” denilen yer.
Hani laiklik, Atatürk, Cumhuriyet diye nutuk atılan şehir.
Evet…
Gövde gösterisi orada yapılıyor.
Şaşırıyor muyuz?
Ben şaşırmadım.
Ama çevreme baktım… İnsanlar gerçekten şaşkındı.
Asıl mesele ne biliyor musunuz?
Bu gösteriye İzmir’den tek bir güçlü ses çıkmaması…
Bakın altını çiziyorum:
Tek. Bir. Güçlü. Ses.
Tepki nereden geliyor dersiniz?
İzmir’den değil.
Ankara’dan geliyor.
E peki İzmirli siyasetçiler?
Sessizlik.
Derin bir sessizlik.
Sosyal medyada kıyamet kopuyor.
Laik, Atatürkçü seçmen “Neredesiniz?” diye soruyor.
Ama örgüt susuyor.
Ta ki…
48 saat sonra bir açıklama gelene kadar.
Açıklama kimin?
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün.
Şimdi soruyorum: Sayın Güç, bu 48 saat neden geçti?
Gerçekten merak ediyorum.
Bu bir refleks eksikliği mi?
Yoksa “aman duralım, bakalım rüzgar nereden esecek” siyaseti mi?
Çünkü bu gecikme bize tanıdık geliyor.
Hatırlayın…
Görkem Duman.
Hani şu Phuket tatili meselesi.
Eleştiriler yükselmişti.
Kamuoyu kaynamıştı.
Açıklama ne zaman geldi?
İki hafta sonra…
Demek ki bu örgütte bir “zaman ayarı” sorunu var.
Ya da bir “öncelik” meselesi…
Ama burada mesele tatil değil.
Burada mesele çok daha ağır…
Burada mesele: Laikliğe meydan okuyan bir görüntü, Atatürk’ün mirasına ters bir gövde gösterisi, ve bunun CHP’nin kalesinde yapılması
Ve buna verilen tepkinin gecikmeli olması.
Bakın, kimse sizden sihirli bir çözüm istemiyor.
Kimse “tek cümleyle her şeyi bitirin” demiyor.
Ama şunu soruyor: “Bu kadar net bir meselede neden beklediniz?”
İzmir gibi bir şehirde…
CHP gibi bir partide…
Laiklik gibi kırmızı bir çizgide…
48 saat çok uzun bir süredir.
Ve şunu söyleyeyim: Bu sessizlik unutulmaz.
Çünkü İzmir seçmeni şunu affetmez:“Görmedim, duymadım, bekledim” siyaseti.
Laiklikte beklenmez.
Cumhuriyet’te tartılmaz.
Atatürk’te zaman kazanılmaz.
Ya oradasındır…
Ya da sessizliğin tarafındasındır.
Bu kadar net…