Kasım 1987 Milletvekili Genel Seçimlerine katılan SHP’de, milletvekili adaylarını belirlemek için tüm üyelerin katılımıyla ilk kez önseçim yapılmıştı. Bayram yerine gider gibi önseçim sandığına koşmuştuk o gün.
Önseçim, demokrasinin aksakallı bilgesi gibiydi. SHP’de önseçimle partinin adaylarının belirlenmesinin mutluluğu içindeydik. Can evimizden kopup gelen coşkuyla, “Ne güzel şeysin sen ey demokrasi” diye sevinç çığlıkları atmıştık o gün.
Önseçim bitince akşamüstü İzmir Körfezinin Karşıyaka sahilinde uzayıp giden parkların çimenleri üstünde, gençliğimizin coşkusuyla kol kola dans ederek hep bir ağızdan “Hey özgürlük” türküsünü söylemiştik sabaha kadar.
Ne yazık ki, gelecek için umutlandığımız o yıllar fazla sürmedi. Umutsuzluk dolu uzun bir bekleyişten sonra, CHP’nin değişim rüzgârıyla elde ettiği tek başına iktidar olma şansı için yeniden umutlanmıştık. İktidara doğru koşan CHP’nin yoluna yine taş konuldu.
Evet, yıllardır CHP’nin yakasını bırakmayan müzmin koltuk hırsının hastalığı yapacağını yaptı yine. Son yerel seçimden sonra yapılan anketlerin tümünde hep açık ara birinci parti durumundaki CHP bölük pörçük olmaktan kurtulamadı yine.
CHP’deki bugünkü bölünmüşlüğün gerçek nedenlerini salt dış etkenlere bağlamak doğru değildir. Gerçek neden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin kaptan köşkünü, intikam hırsıyla yeniden ele geçirmek isteyenlerin içlerindeki ezik duygularının dışa vurumudur.
Sözün özü:
CHP’de değişim rüzgârıyla göreve gelir gelmez halkın olağanüstü coşku dolu sevgisini ve güvenini kazanan Sayın Özgür Özel ve arkadaşları, sinsice tuzaklanan ayrılık rüzgârlarına kesinlikle yelken açmamalıdır.
Atalarımızın dediği unutulmamalıdır. "Taş yerinde ağırdır.”