Ege Postası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Başkan  Yetişkin’den Teos Marina Resti!
Mithat Umutoğulları
YAZARLAR
22 Ocak 2026 Perşembe

Başkan Yetişkin’den Teos Marina Resti!

Bugünkü yazı tam olarak bunu anlatıyor.
Ama bir de madalyonun öteki yüzü var: Bir belediye başkanının haykırışı, çırpınışı, “burayı vermem” diye direnmesi

Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Sığacık Teos Marina’nın kapasite artışı için hazırlanan ÇED raporuna itiraz ediyor.
İtiraz etmekle kalmıyor; hesap soruyor, teşhir ediyor, riskleri tek tek sayıyor.

Bakın rakamlar net: 40 milyon liralık bir yatırım.
Koca bir kasabanın kaderiyle oynanıyor.
Karşılığında ne var?
13 kişilik istihdam.
Ne turizm patlaması var,ne esnafa can suyu,ne halka fayda.

Soralım: Bu mu kalkınma?

Yetişkin diyor ki:“Burası doğal bir liman. Bu işin yapılacağı yer değil.”
Haklı.
Zaten bir marina var.
Yetmiyor.
Daha büyütelim diyorlar.
Sonu var mı bunun?
Bugün sığmadı, yarın biraz daha beton, öbür gün biraz daha deniz doldurma…
Bu işin sonu denizsiz Sığacık.

Asıl mesele şu: Denizin sirkülasyonu zaten yok denecek kadar az.
Yani deniz kendi kendini temizleyemiyor.
Yeni marina ne yapacak?
Kirliliği katlayacak.

Ve Yetişkin burada duruyor: “Bu bölgenin ihtiyacı yat limanı değil, balıkçı barınağıdır.” İşte kilit cümle bu.

Çünkü Sığacık bir balıkçı kasabasıdır.
Kadimdir.
Canlıdır.
Her sabah mezata balık gider.
İzmir’in sofrasına buradan balık çıkar.

Ama ÇED raporu ne diyor biliyor musunuz? “Burada balıkçılık yapılmıyor.”

İnsan bir durur, bir nefes alır, bir utanır.

Bu cümle bize neyi gösteriyor?
Raporun masa başında, Seferihisar’a uğramadan, balıkçının gözüne bakmadan yazıldığını.

Yani mesele çevre değil.
Mesele halk değil.
Mesele deniz değil.

Bir de tsunami gerçeği var.
Daha yakın zamanda yaşadık.
Hepimiz gördük.
Seferihisar Körfezi’nin ağzını daraltırsanız ne olur?
Dalga büyür.
Risk artar.
Can güvenliği tehlikeye girer.

Yetişkin soruyor:“Bu neden ÇED raporunda yok?”
Cevap yok.
Sessizlik.

Ve sonra o cümle geliyor.
Bir belediye başkanının makam cümlesi değil bu.
Bir kasabalının, bir Seferihisarlının cümlesi: “Gerekirse burada yatarım, bu projeyi bu haliyle yaptırmam.”

Bu bir şov değil.
Bu bir sorumluluk refleksi.
Bu, “ben buranın belediye başkanıyım” demenin kitabı hali.

Bugün Sığacık’ta yaşanan şey bir marina tartışması değil.
Bu, beton mu, yaşam mı tartışmasıdır.
Yat otoparkı mı, balıkçı kasabası mı sorusudur.

Ve bu yazı şunun kaydıdır: Bir kasaba talan edilirken,bir belediye başkanı itiraz etti.
Sesini yükseltti.
Tarafını belli etti.

Tarih not düşer:
Bazıları seyretti.
Bazıları imzaladı.

İsmail Yetişkin ise “burayı vermem” dedi.

İşte bu yüzden,bu yazı bir destek yazısıdır.
Açık.
Net.
Tereddütsüz.

Projeye destek vermek Seferihisar’a ve halkına ihanettir.
Bu kadar net.

Bakın mesele artık “farklı görüşler” meselesi olmaktan çıktı.
520 itiraz dilekçesi…
Üstüne 83 ayrı başvuru…
Hepsi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na gönderilmiş.

Bu rakamlar bir istatistik değil.
Bu rakamlar bir kasabanın haykırışıdır.

Ve siz bu haykırışı görmezden geliyorsanız…
Kusura bakmayın ama burada durup “vicdan” kelimesini kullanamayız.

Soruyorum:
Bu sessizlik nasıl bir vicdandır?

Düşünsenize…
Bu proje neyi yok sayıyor?

Burada Akdeniz fokları yaşıyor.
Burada denizin binlerce yılda kurduğu bir ekosistem var.
Balıklar var.
Can var.
Yaşam var.

Peki bunların karşılığında ne var?

Birilerinin cebinin biraz daha dolması.

bir soru daha: Buna gerçekten değer mi?

Bir kasabanın doğasını, balıkçılığını, denizini, geleceğini; 13 kişilik istihdam masalı için feda etmek…
Buna kalkınma demek…
Buna turizm demek…

Bu olsa olsa akıl tutulmasıdır.

Ve tam bu noktada Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in durduğu yer önemlidir.
Çünkü Yetişkin şunu söylüyor: “Ekosistemi değiştiriyor.”
Bu kadar.

Yani meseleyi dolandırmıyor.
Yumuşatmıyor.
Süslemiyor.

Açık açık diyor ki: Bu proje doğaya zarar veriyor.
Bu proje balıkçıyı bitiriyor.
Bu proje Seferihisar’ın ruhunu yok ediyor.

O yüzden bu yazı, “iki taraf da haklı” yazısı değildir.
Bu yazı, “denge” yazısı hiç değildir.

Bu yazı bir taraf yazısıdır.

Tarafım nettir:
Balıkçının tarafıyım.
Denizin tarafıyım.
Akdeniz foklarının tarafıyım.
Seferihisar halkının tarafıyım.

Ve şunu da açıkça söylemek gerekir: Bugün bu projeye sessiz kalanlar, yarın deniz kirlenince, balık kalmayınca,turist gelmeyince
hiç konuşmasın.

Çünkü bu talanın adı bugünden konmuştur.

Bir kasaba,“yat otoparkı”na çevrilmek isteniyor.

Ama Seferihisar öyle bir yer değil.
Sığacık öyle bir kasaba değil.

Ve neyse ki, “Ben bu projeyi bu haliyle yaptırmam” diyen bir belediye başkanı var.

Bazen bir cümle yeter: “Gerekirse burada yatarım.”

İşte o cümle, bu yazının da, bu mücadelenin de özetidir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
POLİTİKA YEREL POLİTİKA GÜNCEL İZMİR EGE 3. SAYFA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ SPOR YEREL YÖNETİMLER EKONOMİ DÜNYA KÜLTÜR - SANAT GENEL MAGAZİN SEÇİM RESMİ REKLAM
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Copyright © 2026 Ege Postası