Uzun zamandır İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı denince ne konuşuyorduk?
Polemik.
Eski başkanlarla kavga.
Parti içi restleşmeler. “Bunu niye dedi, şuna niye cevap verdi?” tartışmaları…
Şehri mi?
Onu hep arka planda bıraktık.
Ya da daha doğrusu… şehir arka planda kaldı.
Derken ne oldu?
Bir yağmur yağdı.
Bir afet geldi.
Ve Cemil Tugay…
Bir anda başka bir Cemil Tugay olarak karşımıza çıktı.
Benim alışık olmadığım, İzmirlinin uzun zamandır özlediği, “Belediyecilik bu işte” dedirten bir Cemil Tugay.
Ne yaptı?
Kriz masasında poz vermedi.
Sosyal medyadan ahkam kesmedi.
Suçlu aramadı.
Bahane üretmedi.
Seferihisar’a gitti. Aldı ilçe Balediye Başkanını yanına ama öyle “şöyle bir uğrayıp” değil…
Ekipleriyle, bürokratlarıyla, İZSU’suyla, itfaiyesiyle çıktı sahaya.
Vatandaşın yanına gitti.
Vatandaşı yanına çağırmadı.
Payamlı’da dinledi.
Ürkmez’de dinledi.
Hamam Deresi’nin başında dinledi.
Küçük Ürkmez Deresi’nin kenarında dinledi.
Evlere girdi.
Islanmış duvarlara baktı.
Zarar gören eşyalara baktı. “Geçmiş olsun”u uzaktan söylemedi.
Sonra ne yaptı?
“Koordinasyon” dedi.
“Birlikte çalışacağız” dedi.
“Bu iş ilçe büyükşehir kavgası değil” dedi.
Dere yatakları için plan değişikliği dedi.
Temizlik için ekip sözü verdi.
“Bir daha yaşanmasın” dedi.
Bakın burası önemli.
Bu şehir,polemik seven başkan değil, mikrofon seven başkan değil, laf yetiştiren başkan hiç değil…
Bu şehir sahada olan başkan istiyor.
Bu şehir yağmurda kaybolmayan başkan istiyor.
Bu şehir krizde görünür olan başkan istiyor.
Ve dün Seferihisar’da…
Uzun zamandır ilk kez…
Ben İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı polemiklerin gölgesinde değil, çamurun içinde gördüm.
O yüzden açık açık söylüyorum: Kavga eden Cemil Tugay'ı deil ama Ben bu Cemil Tugay’ı sevdim.
Keşke…
Bu Cemil Tugay kalıcı olsa…
Keşke…
Bu Cemil Tugay, o eski polemiklerin önüne geçse, çünkü İzmir’in ihtiyacı olan başkan tam da bu…
Ve evet…
İzmirliler tam olarak bunu görmek istiyor.
Yani anlayacağınız Sayın Başkan “Kavga belediyecilik değildir. Belediyecilik, çamura basmayı bilmektir.”
Yani anlayacağınız sayın başkan; kavga belediyecilik değildir.
Belediyecilik, çamura basmayı bilmektir.
Siz bunu yaptığınız sürece, bu şehir sizi yalnız bırakmaz.
Halk, arkanızda kapı gibi durur.
Nasıl ki İzmir, üç dönem boyunca Aziz Kocaoğlu’nu sırtında taşıdı ve ona “dürüst başkan” lakabını verdiyse…
Emin olun, bu çizgide kaldığınız sürece sizi de uzun yıllar taşır.
Çünkü bu şehir, laf atanı değil, çamura basanı sever. Benden söylemesi….